Çocuğunu Tek Başına Kampa Yollayan Anne ya da Kesinlikle Babalar Daha Rahat

Bugün size biraz içimi dökmek istiyorum.

Minik kızım ilk kez tek başına uçakla seyahat etti.

Hem de yurtdışına.

Yaklaşık 1 aydır aklım bu olaydaydı. “Acaba ben de gitsem ve sonraki uçakla dönsem mi?” diye düşündüm, durdum.

Kendimi tuttum.

Tanrıya şükür, Türk Hava Yolları’nın bir uygulaması var. UM diye. Unattended / Unaccompanied Minor (Eşlik edilmeyen küçük yolcu diye çevirebiliriz). 12 yaş altı için geçerli. Yanlarına bir görevli veriliyor ve hiçbir kapıda, pasaport kuyruğunda oyalanmadan direkt kapıya gidiyorlar. Sonra da hoop uçak.

Benim kızım 12 yaşında. Mayıs ayında tam doldurdu.

1 arkadaşı daha onunla uçuyordu. O daha tam 12 olmadı. İyi ki olmamış.

Hemen UM statüsünde bir form doldurduk ve uçağın kalkmasına 1 saat kalaya kadar bekledik. Sonra THY yanlarına genç bir görevli verdi. Beraberce kapıya gittiler. Freeshop da boş boş gezme, çantalarını orada burada bırakma, ya da yabancılarla sohbet gibi herhangi bir tehlikeye de maruz kalmamış olmadılar.

Babamız da bizimleydi. Bir de başka bir baba daha. Açıkçası onlar daha rahattı.

UM görevlisi yanımıza gelince hemen, “hadi artık işe gidelim”e başladılar. Ben uçak kalkana, daha doğrusu onlar uçağa binene kadar havaalanında kaldım. O kadar da değil.

Çocukları koruma içgüdüsü neden sadece annelerde acaba? Doğa kanunu mu? İçimize kazınmış mı?

Öte yandan kızımın büyüdüğünü anladım. Çanta yaparken, kendi listelerken, pasaportuna sahip çıkarken, wi-fi durumunu, cep telefonunun yurtdışına açık olup, olmadığını sorgularken, parasını sayıp, hesaplarken hep bir yetişkin gibi davrandı.

Bu UM olayına azıcık bozuldular ama ben çoook rahatladım.

Kızımın arkadaşının babası “Anladım seni ben,” dedi. “Keşke gittikleri kampta işe girseydin.”

“Yok daha neler?” diye düşündüm. Ama bir yanım da “Keşke, neden olmasın?” diyordu.

Helikopter anne olmayalım diye ahkam kesiyorum ama iş uygulamaya gelince her türlü helikopterliğe de girebiliyorum. Yazmak başka, doğruyu bilmek başka, uygulamak başka.

Yine de bu olayda kendimi tuttum.

Öte yandan içimi rahatlatan bir olay da var .

Gittikleri kamp teknoloji ve spor üzerine. Ama cep telefonu kamp süresince yasak.

Çok sevindim.

Neden mi? Tüm bu yazıları yazan ben, çocuklarla şunu yapalım, bunu yapalım diyen ben kızımın iphone bağımlılığı konusunda biraz yetersiz kaldığımı hissettim bu yaz.

12  zor bir yaş.

Ön ergenlik mi desek? Yoksa ben yetişkin oldum iddiası mı?

Aslında ikisi de aynı galiba.

Her ne kadar günlük belli bir programı olsa da, kızımın tüm boş zamanlarında sanki eline yapışmış gibi duran telefonu beni rahatsız ediyordu.

“Bırak artık kızım.” derken bir yandan ben de elime kendiminkini almamaya çalışıyordum.

“Bir dakika anne” ler hiç bitmiyordu.

Daha önce “Gel boncuklardan kolye yapalım, gel bisiklete binelim, gel resim yapalım, hatta dizi seyredelim” ler bu yaz etkisini yitirdi. Varsa yoksa arkadaşlar, programlar ve tabiiki tüm bunları organize etmesine yarayan telefonu.

15 gün boyunca eline alamayacak. Alternatif programlara katılacak. Umarım bu detoksun faydası olur ona.

Sizler çocuklarınızın eline almasını engellemek için ne tür alternatifler yaratıyorsunuz?

Benimle paylaşır mısınız?

Emailim : banahmias@gmail.com

Konu kısmına da : Telefon / Tablet bağımlılığına karşı neler yapıyorum

yazar mısınız?

Bahar Anahmias, the mom

Bir Kahve Molası

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: