Çocuklarımıza Değer Bilmeyi de Öğretelim

baharanahmias-blogGeçen ay Tohum Otizm Vakfı’nın kermesindeydim. Boğaz’da Sait Halim Paşa Yalısı’nda çok güzel bir organizasyon yapmışlar. Ellerine sağlık. Gitme amaçlarımdan birisi de Yankı Yazgan’ın konuşmasını dinlemekti. 10-11 sene önce yine kendisinin bir konuşmasını izleme şansım olmuştu. Hatta arkadaşlarım dalga geçmişti, kızın 4 yaşında senin ergenlikle ilgili konuşmada ne işin var diye?

Lafı uzatmayayım Yankı Bey çok güzel bir konuda farkndalık yaratmak istemiş. O gün orada öğrendiklerimi daha önceden de düşündüklerimle birleştirerek sizlerle paylaşmak istedim:

‘Çocuklarımızı bu kaynak bolluğu içinde nasıl yetiştireceğiz?’ diye başladı sunumuna.

Çevremdeki annelerin hepsinin derdi de buydu sanırım, bazıları çocuğunun oyuncağı alana kadar isteyip, eve gelince değerini bilmemesinden, bazıları bein sevsen alırdın diye ısrar eden çocuğundan, bazıları sürekli para harcayarak birşeylere sahip olmak isteyen ama bir türlü doymayan ergeninden bahsetti.

Sonuçta hepsi aynı kapıya çıkıyor: Değer bilmek.
Çocuklarımıza değer bilmeyi öğretiyor muyuz? Yoksa biz de her gördüğümüzü alan, dolabında giymediği bir sürü giysisi, takmadığı takısı, okumadığı kitabı olan doyumsuz bir model miyiz onlara?

Ya da her istediklerine ulaşabildikleri sihirli bir dünya mı yaratıyoruz onlara?

‘Anne! Patates kızartması!’ ‘Peki, oğlum’
‘Ben dolma yemem’
‘Dışarıdan ısmarlayalım mı kızım?’

Yemek sofrasından başlayarak, aman doysunlar, aman mutlu olsunlar diye her istediklerini vermeye mi çalışıyoruz?

Biz ne yapıyoruz?

Özgüvenli olsunlar, ileride ayakları üzerinde dursunlar da istemiyor muyuz?

Peki bunu nasıl yapacaklar?

Değer bilmek nedir? Eski olan değersiz midir?

Bir şeyin değerli olması için

1. Beklemeliyiz. Hemen elde etmemeliyiz. Ama bu bekleme gerçek bir bekleme olmalı. Çocuklarımıza hak ettiklerini düşündüğümüz yaştan önce bazı şeyleri sunmamalıyız. Bu konudaki Aile Felsefe’mizi de ‘ama arkadaşlarımın var’ lafına karşı tutarlı bir şekilde savunmalıyız.

2. Hak etmeliyiz. Hak edilmeden elde edilenler çok çabuk değersizleşir. Çevrenizde çok kolay para kazananları düşünün. Parayı nasıl harcıyorlar, hesapsız değil mi? O zaman çocuklarımıza neden hak etmedikleri şeyleri kolayca veriyoruz?

3. O şey için zahmete girmeliyiz. Çocuklarımıza da istedikleri şeyler için hedef ve yöntem göstermeliyiz. Lisedeyken yazları Hilton Oteli’nin müdürünün tercümanlığını yapmıştım. Çok istediğim pahalı bir kot montu da kazandığım paralarla almıştım. O mont benim için o kadar değerliydi ki. Evlenene kadar saklamıştım.

Kaynaklarının değerini bilmeyen, hak edilmeyen yükselmeler yaşayan kişiler ileriki yaşlarda İmpostor Sendrom diye bir hastalık  yaşıyorlarmış.

Yani ‘Her şeyim var ama istediğim hiç bir şey yok’

Çevrenizde çok mu duyuyorsunuz bunu? Ne yazık ki ben de.

1970’lerde Suzanne Imes ve Pauline Rose Clance tarafından ortaya atılan bu sendromda  mükemmel, eşsiz, herşeyi yapabilen, çok başarılı diye yetiştirilen çocuklar büyümeye başladıklarında çeşitli zorluklarla karşılaştıklarında kendilerinin mükemmel olamayacaklarını anlıyor ve sendromu yaşamaya ve kendisinden şüphe duymaya başlıyormuş. Başarılarının da kendisinden değil, şans yüzünden, aile, dostlarının yardımı ile olduğunu düşünmeye başlıyormuş. Suzanne Imes’e göre sendromun en önemli nedeni aile. Ailede başarı baskısı ile büyüyen kişilerde bu sendrom görülüyormuş.  Genellikle fazla övülen ve eleştirilen ailelerde risk daha fazlaymış.

O zaman ne yapıyoruz:

1. Çocuklarımıza değer bilmeyi öğretiyoruz.

2. Onlara değer bilen, aile felsefesi ve tutarlı prensipleri olan modeller oluyoruz.

3. Gereksiz yere övmeyerek, başarılı olma baskısı yaratmıyoruz.

4. Başladıkları işi de bitirmelerini sağlıyoruz. Böylece çocuk bir işi başladım ve bitirdim duygusu ile kendini iyi hissediyor.

5. Aman, bu çocuk yetiştirmek de ne zormuş demiyoruz.

Bahar Anahmias, the mom

Bir Kahve Molası

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

Çocuklarımıza Değer Bilmeyi de Öğretelim” için 2 yorum

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: