Korumacı Annelerin Çocuklarına Verdikleri Zararlar

Çocuğunuzu, 24 saat çocuğunuzun gözlerinden takip etmek ister miydiniz?

İpad gibi bir aletle tüm olayları canlı izlemek ister miydiniz?

Peki ebeveyn kontrolü ile çocuğunuzun tehlikelerden etkilenmemesi için bir de düğme olacağını söylesem? Bu düğmeyi de açar mıydınız?

Hayal gibi değil mi? Film gibi?

Gerçekten de bir film bu.

Annelik’te insanın nerelere varabileceğini ve bunun sonucunun çocuğun geleceğini nasıl etkileyeceğini gösteren bir film.

Black Mirror 4.Sezon Arkangel adındaki bölümü. Arkangel anlam itibariyle başmelekten türetilmiş bir isim.

Filmdeki anne de 3-4 yaşlarında parkta kaybolan çocuğu için karşısına çıkan bu deneme sürüşündeki aleti kaçırmıyor. Çocuğuna çip olarak yerleştiriyor. O andan itibaren de herşeyi, ama herşeyi, çocuğunun gözünden izleyebiliyor.

Alette bir de ebeveyn kontrolü var, çocuğun kortizol seviyesini çok yükselten, yani onu korkutup, heyecanlandıran olayları RTÜK gibi bulanıklaştırabiliyorsunuz. Bu çocuk da 10-11 yaşlarına kadar kan görmüyor, havlayan vahşi köpekleri görmüyor, onu heyecanlandıracak, üzecek hiçbir şeyi görmüyor.

Bunun onun üzerinde etkisi nasıl mı oluyor?

Onu da söylemeyeyim ki, filmi seyretmeyenlere ayıp olmasın.

Siz de tahmin edersiniz ki bu derece aşırı korumacılığın etkileri de pek iyi olmuyor.

Bu konu size abartı gelebilir ama günümüz anne ve babalarının da çocukları korumak, kollamak konusunda bazen aşırıya kaçtıkları bir gerçek.

Başarılı olsun diye, çocuklarının fen projelerini yapan anneler

Tehlikelerden korumak için, çocuklarını yabancılardan, sokaktan, belirsizliklerden, risk almaktan korkutan aileler

Düşmesin diye, çocuklarının parkta oynamasına karışan anneler

Hayatta mutlu ve başarılı olsun diye, çocuklarının meslek tercihlerine karışan anneler

Büyüdüklerinde bile doğru seçim yapsınlar diye, çocuklarının iş görüşmesine beraber giden anneler

Bu tarz davranışların çocuklarınızın karakterini, geleceğini ciddi anlamda etkilediğini söylesem.

Tam olarak nasıl mı?

İşte çocuklarımıza verdiğimiz zararlar:

1.Çocuklarımızın risk almasını engelleyerek onları hayattan korkan bireyler haline getiriyoruz.

Ben şanslıydım. Apartman çocuğu olmama rağmen yazın 2 ay süresince Orman Mühendisi olan eniştem ve teyzemin yanına giderdik. Orman, kümes, hayvanlar, tarlalar son derece özgür takılırdık. Bütün gün oynardık. Karnımız acıkınca, yemek zamanı eve dönerdik.

O günlerden hatırladıklarım kümesten tavukların tüylerinden kendimize tüy yapıp, kızıldericilik oynamamız, ağaçların dallarından yay ve ok yapıp eğlenmemiz.

Taşlardan kale yapıp, futbol da oynardık.

Bisiklete, patene de binerdik.

Kendimize zarar verdik mi? Tabii düştük, kalktık, dizlerimiz yara bere içindeydi.

Şikayet etmezdik. Annelerimize gelip, ağlamazdık.

Okuduğum bir makale çocukların evrimsel olarak risk almaya programlandıklarını söylüyor. Çocukken risk alabilen çocuklar büyüdüklerinde daha büyük risklere karşı hazırlıklı, bağımsız, sorumluluk alabilen bireyler oluyormuş. Hatta bu araştırmada çocukların ateş yakma, ateşle oynama, keskin aletlerle oynama, arkadaşlarıyla güreşme, küçük zorlukları yenebilecekleri ortamlarda bulunmak gibi eylemlerin çocukların gelişimine büyük katkı sağladığını söylüyor.

Hatta bu amaçla The Land adında bir de oyun parkı yaratılmış. Danimarkalı mimar Carl Theodor Sorensen tarafından önerilen bir projeymiş bu. Bu oyun alanının özelliği ne mi? Tamamen eski eşya, hırdavat, araba lastikleri dolu, kontrolsüz bir ortam. Büyükler tarafından gözlenmeden çekiçlerle oynuyor çocuklar, ateş yakabiliyorlar, ağaçlara tırmanıp, sığınaklar yapabiliyorlar.

Bu ortamın çocuklara risk alma, işbirliği yapma, öğrenme üzerine çok yardımcı olduğunu söylüyor otoriteler.

Aşağıda bu parkın tanıtım videosunu koydum. Bir bakın isterseniz.

The Land (Teaser) from Play Free Movie on Vimeo.

2.Çocukların ev ödevine, projesine yardım ederek kendilerini YETERSİZ hissetmelerine sebep oluyoruz.

Size de oldu mu? Kızınızın / oğlunuzun fen projesini görmeye gittiğinizde, ampuller takılmış, marangozun ya da bir mimarın elinden çıkmış gibi projelerle karşılaştığınız? Bana oldu. Kızlarımın 4. veya 5.sınıfta elleriyle çizerek, boyayarak hazırladık

Benim 12 ve 17 yaşında iki kızım var. Ev ödevlerine yardım ettim mi? Gerçekten hayır.

Sadece ilk farklı ödev geldiğinde, bir Powerpoint sunumu vs. onlara yol gösterdim, yaptıklarının üzerinden hafif bir baktım. Kaynaklarının güvenilir olup, olmadığını onlara sorgulattım. O kadar. Çocuklarım herşeyi tek başlarına yaptılar.

Okulda farklı bir proje gördüklerinde de “bir anne eli değdiği belli oluyor” diyorlar zaten.

Çocuklarının ev ödevlerine yardım ettiğinizde iki duyguyu uyarıyorsunuz:

-Sen YETERİNCE iyi yapamazsın. YETERİNCE iyi değilsin.

-TEK BAŞINA başarılı olamazsın.

3.Kötü karne ya da kötü not getiren çocuğa ceza vererek gelecekteki başarılarına engel oluyoruz.

Teksas Üniversitesi’nden Keith Robinson’ın dediğine göre çocukların başarısızlığına karşı ailelerin takındığı tavır çocukların ilerideki başarısını ciddi anlamda etkiliyor.

Çocuğunuz eve düşük notlu karne getirdiğinde 3 tavır takınabilirsiniz:

-İlgisiz olabilirsiniz

-“Bu da ne? Senden adam olmaz. Telefonu 1 ay yasaklıyorum. 1 ay dışarı çıkmak yasak, otur ders çalış” diyerek özel hayatına yasaklar koyabilirsiniz.

-“Neden böyle oldu acaba? Kendini nasıl geliştirebilirsin? Bir sonraki karnen için bizden istediğin birşey var mı?” diyebilirsiniz.

Sizce bunlardan hangisi çocuk üzerinde daha olumlu bir etki bırakır?

İşte profesör Keith Robinson‘un yaptığı araştırma da bunun üzerineymiş.

Çocuklarını başarısızlıkları yüzünden cezalandıran aileler yanlış yapıyormuş. O çocuklar büyüdüklerinde de başarılı bir profil sergilemiyormuş.

Ama çocuğuna sevgi ve ilgi ile yaklaşan, gelecek planlarını beraber yapan, üniversite seçiminde onunla uzun uzun sohbet eden aileler doğru yapıyormuş.

Çocukların davranışları ile ilgili geri bildirim veren aileler doğru yoldaymış.

4.Çocuğunun meslek seçimine karar vererek ya  çocuğun iş seçimine karar vererek ona ve seçimlerine SAYGI duymadığımızı belirtiyoruz.

Benim de genç bir çocuğum var. Kafamda onun için uygun meslekler hep oldu. Gelecek için önemli olabilecek meslekleri de araştırdığımı sağır sultan biliyor.

Ama kendimi tutmaya çalışıyorum. Onun kararlarına, onun seçimlerine saygı duyuyorum.

Çocuğunun meslek seçimine karar veren, onu istemediği bir yola, rotaya sokan anne-babalar sonradan çocuklarının suçlamaları ile karşılaşıyormuş. Mesleğinde mutsuz, yetişkinliğinde tatminsiz bir birey oluyormuş çocuklar.

Psikolog Holly H.Schiffrin tarafından yayınlanan Helping or Hovering? The Effects of Helicopter Parenting on College Students’ Well-Being makalesinde 297 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada helikopter ebeveynlik diye tabir edilen fazla korumacı ailelerin çocuklarının depresyona yatkın, özdisiplin edinememiş, kendi ayakları üzerinde durmayı beceremeyen, kendini yetersiz hisseden bireyler oldukları ortaya çıkmış.

İşte oradaki araştırmada kullanılan sorular:

Annemin hangi mesleği / dalı seçeceğim konusunda söz hakkı var.

Annem akademik sorunlarımı profesörümle tartışmamı öneriyor.

Annem egzersiz programımı takip ediyor.

Annemlerdeyken eve belli bir saatte dönmem lazım.

Annem bana ev alışverişini ekonomik olarak yapmam konusunda ipuçları verdi.

Annem nerede olduğum hakkında ona mesaj atmamı ya da aramamı söylüyor.

Annem ne yediğimi kontrol ediyor, izliyor.

Eğer haksız yere düşük not alırsam annem profesörümle iletişime geçiyor.

Annem kiminle arkadaş olduğumu izliyor.

Böyle bir kontrolü birisi bize yapsa bize ne olurdu acaba?

Hiç düşündünüz mü? Haftada 7 gün, günde 24 saat izlendiğinizi, kontrol edildiğinizi?

Özdisipline sahip, değerlerine sahip çıkan, kendine güvenli, kendini yeterli hisseden, kendine ve dünyaya faydalı bireyler yetiştirmek istemez miydiniz?

Ben istiyorum.

Hadi bakalım, anneler babalar, yapmasına izin vermediğiniz, onu kolladığınız konuları bir gözden geçirin.

O kadar da gerekli mi?

Bırakın yapsın.

Bırakın risk alsın.

Bırakın öğrensin.

Bahar Anahmias, the teenage parent

Bir Kahve Molası

Buna benzer bir başka yazım için tık tık.

Başarısız çocukların Aile Özellikleri için tık tık.

Çocuklarımız nasıl insanlar olsun? tık tık.

Gelecek için çocukların hangi becerileri edinmesi lazım? tık tık.

Gelecek geldi? Ne yapacağız? tık tık.

 

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: