Mutlu ve Başarılı Çocuk Yetiştirmek Üzerine

 

Bu akşam sayın Özgür Bolat, Hisar Okulları’nda ‘Mutlu ve Başarılı Çocuklar Nasıl Yetiştirilir?’ konulu bir seminer verdi. Sağolsun kar dememiş, yağmur dememiş, Göktürk’e gelmişti. Bir salon dolusu ilgili anne baba da onu dinlemeye zaman ayırmıştı. Uzunca bir süredir severek takip ettiğim, yazılarını okuyup, rastladığım videolarını seyrettiğim biriydi Özgür Bolat. Hepimizin imrenerek baktığı bir eğitim hayatı (Boğaziçi, Harvard Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi, MIT) olan Bolat, sahne hakimiyeti ve samimiyeti ile 2,5 saati dolu dolu yaşattı. Genelde seminerlerde siz okuyucularımla paylaşmak için not almaktan konuşmacı ile göz kontağına girmiyorum son zamanlarda. Ama bu seminerden öyle keyif aldım ki, not almayı bıraktım. İnteraktif bir havada ilerleyen seminerin tadını gerçekten çıkardım.

Hepiniz merak ediyorsunuz biliyorum: Mutlu ve Başarılı Çocuk Yetiştirmenin Yollarını.

Sizce böyle bir yol var mı? Mutluluk nedir? Daha önceki bir yazımda mutlu olmanın yollarından bahsetmiştim. Bir diğer yazımda ise değerlerden.

Özgür Bolat ise tam da buna parmak bastı doğrusu.

Mutluluğu ikiye ayırdı:
1. İç Kaynaklı Mutluluk
2. Dış Kaynaklı Mutluluk


İç Kaynaklı Mutluluk, adı üzerinde kişiye içinden mutluluk sağlayan mutluluk. Daha uzun süreli, herhangi bir dış koşula bağlı olmadığı için de kişinin elinde olan bir mutluluk cinsi.

İç Kaynaklı Mutlulukta kişinin kişiliği, değerleri, prensipleri ve ilişkileri ona mutluluk sağlayan etmenlermiş. Bu tarz mutlulukta kişiler kendilerine hayatta ‘Ne olmak istiyorum?’ sorusunu değil ‘Ne yapmak istiyorum?’ sorusunu soruyorlarmış.  Dolayısıyla ne yapmak istediğine karar veren kişilerde iç kaynaklı mutluluk oluyormuş.

Dış Kaynaklı Mutluluk ise başarı, mevkii, para, güç sahibi olmakla edinilen mutluluk cinsi. Bu mutluluk hep dış etmenlere bağlı olduğu için sürdürebilirliği görece çok daha zor bir mutluluk. Bu mutluluğun sonucu bireysel.

Ben kendime dönüp baktığımda daha dış kaynaklı mutluluk odaklı yetişmiş bir çocukluk geçirdiğimin farkına vardım. Bizim ailede başarı her zaman ön plandaydı. Anne ve babamın okul başarılarını, matematikteki yüksek notlarını dinleyerek büyümüştüm. Anadolu Lisesi ve Kolej sınavlarında Türkiye 23.sü olduğumda, bu benden beklenen bir sonuçtu.

Çocuk sahibi olduğumda ise değerlerimin, prensiplerimin ve ilişkilerimin ortaya çıkardığı mutluluğa geçiş yaptım. Başarı, güç, mevkii ve para değildi önceliklerim artık. Çocuğuma örnek bir insan olmak, onu mutlu yetiştirmekti. Doğruluk, iyilik, çalışkanlık, yardımseverlik ise öğretmek istediğim değerlerdi. Evlenmek ve çocuk sahibi olmak benim hayatımda bu açıdan bir dönüm noktası olmuştu.

Uzun uzun seminerin detayına girmeyeceğim. 2.5 saati 1 sayfaya sığdırmak zor. Sayın Özgür Bolat’ın bir yazısında okumuştum, seminerde duyunca bir daha farkına vardım ki çocuklarımızı gereksiz yere çok övüyoruz ve bu övgüler hep onların kişilkleri ile ilgili oluyor.

Stanford Üniversitesi’nden Carol Dweck bir deney yapmış. Sınıfı yarıya bölmüş ve matematik soruları dağıtmış. İki taraftan da çözmelerini istemiş. 1. gruba ‘Siz çok zekisiniz onun için çözebildiniz.’ diye geribildirim vermiş. 2. gruba ise ‘Siz çok çalıştığınız için çözebildiniz’ demiş. 1 hafta sonra her iki gruba yeniden matematik soruları verilmiş.
Bilin bakalım hangi grup çözmeye daha istekli olmuş?
Zeki oldukları söylenen 1. grup mu? Bilemediniz: 2.grup.
Çünkü 2.grup çalışarak başaracaklarına inanan grup. 1.grup deneyip de başarısız olmaktan ve zeki etiketlerini kaybetmekten korktukları için denemek bile istememiş.

Carol Dweck‘in Mindset – The New Psychlogy of Success kitabında okuduğum bir diğer örnek ise denemekten korkmamamakla ilgili çok çarpıcı ve gerçek bir başka örnek:

George Dantzig Berkeley Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenciyken bir gün derse geç gelir ve tahtadaki iki problemi ödev olarak aceleyle defterine geçirir. Problemler gerçekten zordur. George bunları çözmekte zorlanır ama birkaç gün içinde çözümleri profesörün masasına koyar. Üzerine de bir not iliştirir: ‘Ödevi geciktirdiğim için özür dilerim.’ Altı hafta  sonra George’un kapısını hararetli bir şekilde çalan profesörü ona ‘Tebrikler George, çözdüklerin daha önce çözülememiş iki ünlü matematik problemiydi. Sen yaptın.’ der.  Problemleri ödev sanan George çözmüştür. Peki ama onların daha önce sonucu bulunamayan iki zor problem olduğunu bilseydi, çözmeyi deneyecek miydi acaba?

Bu hikayeyi 10 yaşındaki kızımla paylaştığımda problemleri merak etti. Kendisinin ya da lisede okuyan ablasının bu problemleri çözmeyi denemesini önerdi. Ne kadar güzel değil mi? O da denemek istedi.

Denemekten korkmamak, başarısızlıktan öğrenmek, düşmek ama kalkmak, çalışmak, çalışmak, çalışmak…
Bunlar başarılı olmanın ana kuralları.

Ama biz anne-babalar ne yapıyoruz?

– Akıllı oğlum benim.
– Güzel kızım
– Sen 85 aldın peki en yüksek not kaçtı?

Biz bu etiketlerden, övgülerden, yargılamalardan, aferinlerden, bravolardan, güzel kızım, akıllı oğlumlardan ne zaman vazgeçebileceğiz?

 

Ne zaman onları dinleyeceğiz?

Ne zaman çocuklarımızın bireyselliklerine önem vereceğiz?

Ne zaman çocuklarımızı başkaları ile karşılaştırmaktan vazgeçeceğiz?

Ne zaman çocuklarımızın arkadaşları, ablası, abisi, hatta annesi, babası gibi olmasını beklemeyeceğiz?

Ne zaman kendi potansiyellerine ulaşmaları için bırakabileceğiz?

Ne zaman çocuklarımızın büyük resmi görmelerine yardım edeceğiz?

Ne zaman dış mutluluk kaynaklarını değil de iç mutluluk kaynaklarını değerlerimiz haline getireceğiz?

Ne zaman aile soframızda başarı, güç, mevkii, para yerine iyilik, yardımseverlik, dürüstlük, doğruluk konuşulacak?

İşte o zaman Mutlu ve Başarılı Çocuk Yetiştirmek‘ten bahsedebiliriz.

Bahar Anahmias, the mom

Bir Kahve Molası

Carol Dweck ile ilgili başka bir yazım için tık tık.

Bilim adamlarına göre mutlu ve başarılı çocuk yetiştiren ailelerin özellikleri için tık tık.

Çocuk yetiştirmede benim kendi sırlarım için tık tık.

Bir başka yazı için tık tık.

Başarısız çocukların anne ve babalarının özellikleri için tık tık.

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: