Başarı mı, Karakter mi?

Hepimiz başarılı, akıllı, mutlu çocuklar istiyoruz.

Çocuğumuz sağlıklı olsun, kırmızı yanaklı olsun, güzel olsun, sportif olsun, mümkünse bir müzik aleti çalsın, akademik olarak başarılı olsun, olsun da olsun, yapsın da yapsın…

Eee, diyor çocuklar. Yetmedi mi?

Tenise başladık. Jimnastik ne mi oldu? Aaa, ona zaten gidiyoruz. Küçük yaş için yaptırılması gereken tek spormuş.

Oradan juijitsu dersleri, ardından piyano ya da keman, biraz da futbol.

Matematik öğretmeni, ingilizce öğretmeni, ödevlerini yaptırmak için bir abla, oyun oynatmak için başka biri.

Psikolojisi bozuldu, hangi pedagoga gidelim?

Aman sosyalliği de devam etsin. Arkadaş gruplarına girsin.

Bizimki falanca okulda, sizinki nerede?

Sürekli bir karşılaştırma, sürekli bir daha iyisini araştırma, sürekli bir eksik kalmayalım, eksik kalmasın felsefesi.

Size sormak istiyorum.

Nereye koşuyoruz?????
Anneler, kendinize gelin. Tüm bunlar iyi güzel de, peki karakter oluşumunu nasıl destekliyoruz?

Ne götürdüğünüz tenis dersleri, ne emanet ettiğiniz ablalar, ne aldırdığınız ingilizce dersler, ne de zorlukla soktuğunuz okullar çocuğunuzun karakter gelişimi ile ilgilenmez. (Haksızlık etmeyeyim bazı ilişkilerde farklı olabilir. Anneden daha ilgili, daha bilgili ne yardımcı ablalar gördüm bazı evlerde. Çocuk da birşey olduğunda direkt ona koşuyordu zaten. Hem sevgi hem ilgi vardı o ablada.)

Eğer çocuğunuz kaybeden arkadaşının elini sıkmıyorsa, tenis şampiyonluğu boşuna,

Eğer çocuğunuz başarılı olduğu derste arkadaşına yardım teklifi yapmıyorsa, notları boşuna,

Eğer çocuğunuz sevecen, iyiliksever, vicdanlı, dürüst, güleryüzlü değilse, başarıları boşuna,

Eğer çocuğunuz yolda gördüğü bir fakire, sokak hayvanına yardım etmeyi teklif etmiyorsa, tüm çabası boşuna.

Başarı nedir sizce?

Ben “Hayat Başarısı” diye birşeye inanıyorum.

Bunun içine üretici olmak giriyor,
iyi insan olmak giriyor,
dünyaya ve çevresine yararlı olmak giriyor,
aile ve ilişkilerde başarı giriyor,
kendine ve sağlığına özen giriyor,
iyi kalpli ve verici olmak giriyor.

Çocuklarımızı oradan oraya koşturmak yerine bu konularda desteklemeliyiz.

AVM AVM gezerek tüketiciliği destekliyoruz, üreticiliği değil.

Başarı, başarı, başarı derken hırsı ve rekabeti destekliyoruz, vericiliği, takım çalışmasını değil.

Yolda çocuklarımızla konuşurken onlara neler diyoruz? Nelerden bahsediyoruz?

Kendi değerlerimizi, insani, ahlaki değerleri anlatıyor muyuz?

Adil olmalarını, sabırlı olmalarını öğütlüyor muyuz?

Başladıkları işi bitirmelerini teşvik ediyor muyuz?

Dürüstlükten bahsediyor muyuz? Biz de örnek oluyor muyuz? Para üstünü fazla veren kasiyere fazla parayı iade ediyor muyuz? Cebe mi atıyoruz?

Çevremde çok insan var. İş hayatlarında son derece başarılı olmuşlar. Yükselmişler. Bazen bazı kişilerin ayaklarını kaydırmışlar, umursamamışlar. Bazen de ailelerine gerekli önemi göstermemişler. Aileleri dağılmış.

Bazıları yalnız. Çok başarılılar, çok güzeller ama dayanacakları bir omuz yok.

Peki ne yapacağız?

Bence biz

  • Çocuklarımızın kapasitelerini bilelim. Abartmayalım. Başka çocuklarla, arkadaşlarıyla karşılaştırmayalım.
  • Onlara her konuda örnek olmaya çalışalım.
  • Çocuklarımızı güçlendirmek için aile hikayelerimizi anlatalım. “Senin deden Kurtuluş Savaşı’nda en önde cesurca savaştı. Hiçbir zaman ülkesinden, vatanından vazgeçmedi.” gibi.
  • Fazla hırslı olmayalım.
  • Onların iyi oldukları yönleri ortaya çıkarmaya çalışalım. Çocuklarımız da insan, zayıf ve güçlü yönleri olacaktır. Saygı duyalım.
  • Vazgeçmeye karar verdiklerinde, bir daha düşünmelerini sağlayalım. Kendimizden örnekler verelim.
  • Oradan oraya koşturmayalım, onların istek ve yeteneklerine saygı duyalım. Bilgisayar programlamayı futbola tercih ediyorsa oraya götürelim.
  • Çocuklarımıza olan sevgimizi, vericiliğimizi şartlara bağlamayalım. (Matematikten 10 alırsan, sana ipad vs.) İpad almak istiyorsanız, girin dükkana ve alın.
  • Unutmayalım, not herşey değildir.
  • Karar verdiysek değiştirmeyelim. O “Hayır”lar, “Evet” olmasın.
  • Her gün 1 saat teknoloji detoksu yapalım. Bu detoks herkesi kapsıyor. Ailedeki herkes 1 saatliğine telefon, ipad, laptop, tv ne varsa elinden bırakacak ve beraber zaman geçirilecek. Bu zamanı sohbet ederek geçirmek en güzeli bence, günü gözden geçirmek, hayatımızda olan şeyleri anlatmak.
  • Kitap okumanın güzelliğini onlara aşılamaya çalışalım. Bu konudaki bir yazım için tık tık.
  • Akşam yemeği, pazar kahvaltısı gibi rutinleri ailemize sokalım. Ben küçükken her pazar upuzun kahvaltılar yapardık ailece, sonra da Rumelihisarı’na balık yemeğe giderdik. İlkbaharda da balık yemenin yerini piknik alırdı. O günleri hiç unutmam. Yapılan araştırmalar bu tarz aile rutinleri olan çocukların büyüdüklerinde bu anılardan güç aldıklarını gösteriyor. Çocuklarımızı güçlendirmek isteriz değil mi?
  • Çocuklarımıza sohbet için her zaman hazır olduğumuzu gösterelim. Onları yargılamadan, eleştirmeden dinleyelim.

Onların karakter gelişimi bizim elimizde.

Geçenlerde bir konuşmada çok beğendiğim bir yönetici

” Artık elemanlarımı karaktere göre seçiyorum, yetenek geliştirilebilir ve öğretilebilir ama karakteri bozuksa, ne kadar yetenekli olursa olsun değiştiremiyorum.” dedi.

Yorumu size bırakıyorum.

Bahar Anahmias, the mom

Bir Kahve Molası

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: