Biz Farklıyız Ama Biz de Varız

Bu hafta iki ayrı kanaldan haberi geldi bana.

Adı: Downtown Cafe.

İstinye’de açılmış. Sarıyer Belediye Binası’nın alt katında hizmet veriyor.

Bu Kafenin bir özelliği var ama.

İzev Vakfı tarafından kurulmuş.

İzev İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı.

Downtown Kafe’nin çalışanları da İzev tarafından yetiştirilmiş çeşitli alanlarda zihinsel engeli bulunan gençler. Bazısı down sendromlu, bazısı otistik, bazısı sadece takıntılı.

Mottoları çok hoşuma gitti: Biz Farklıyız Ama Biz de Varız.

Hepimiz öyle değil miyiz? Farklıyız.

Genel koordinatör sevgili Merve Kılıç’tan bir randevu aldım. Kendisiyle hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Hemen ona sordum:

Bize biraz projenizden bahseder misiniz lütfen?

Biz İzev Vakfı olarak 1989’da kurulduk. 1997’de dernek olduk. 30 yıldır çalışıyoruz.

Toplumda zihinsel engelli olarak tanımlanan ama bizim farklı çocuklar dediğimiz çocuklarımızın ilköğretim, eğitim süreçlerini geçirmelerini sağladık. İlköğretim diplomalı çocuklarımız oldu. Ama bu süreçten sonra yeni bir mücadele ortaya çıktı. Mezun olan gençlerimizin hayata, istihdama kazandırılması.

Vakfımız bu konuda da projelere başladı. İlköğretim diploması almış farklı diye tanımladığımız gençlerimizin hayata kazandırılması projesi. Bu gençler arasında down sendromlular da var, otistikler de var, zeka geriliği olanlar da var.

Projeyi detaylandırırsak, nasıl bir proje bu?

Programımız sosyalleşme ihtiyacı olan, mesleki eğitim alabilecek, istihdama uygun gençleri kapsıyor. Hafta içi 5 gün bu gençlerle çalışıyoruz.

Projemizin Adı: Hayat ve Biz.

Şu anda burada sergilenen de bu projenin ilk ayağı: Sanat ve Biz.

2016 Aralık’tan itibaren sergilenmeye başlandı. Toplam 26 kez sergilendi. Tüm ülkeyi dolaştı. Havaalanları, turistik marinaları, AVM leri dolaştı. Tahminimiz ortalama 3 milyon insan bu sergiyi gördü. Hedefimiz 10 milyon insana ulaşmak.

Projemizin ikinci ayağı: Hayvanlar ve Biz.

Gençlerimizi hayvanlarla bir araya getireceğiz.

Sonra da : Tarih ve Biz.

Tarihin akışını değiştirmiş kişiliklerle gençlerimizi bir araya getireceğiz.

Peki bu projelerdeki esas amacınız nedir?

Amacımız insanların bu gençleri “ÖTEKİ” olarak görmesini engellemek. Farklı olan ama hayatta var olan bu gençlerin spesifik alanlarda uzmanlaşabileceğini, kendilerine fırsat verildiğinde bizler gibi rahat olabileceklerini anlatmak.

“Sanat ve Biz” temasında ünlü sanat eserlerinin yüzlerine bu gençlerimizi uyarlamak çok ilginç bir fikir. Nasıl çıktı bu fikir ortaya?

Ülkemizde farkındalıklar gelişti. Bazı şeyler kanıksandı. Artık bizden farklı olan gençlerin yaptığı el işleri kermeslerde sergilendiği zaman “Ha, evet, çok güzel” denip geçiyor. Ama ses getirmek, bahsedilmek için marjinal işler yapmanız gerekiyor.

Bu sergide biz “Biz de bir sanat eserinin merkezinde yer alabiliriz.” dedik. Leonardo da Vinci bugün yaşasaydı, belki de bir down sendromluyu resmedebilirdi.

Johannes Vermeer inci küpeyi belki de Nil Dalva’da görüp, resmedecekti.

Öte yandan sanatçılar da norm kriterlerine girmiyorlar. Normal diye adlandırmıyorlar kendilerine. Farklılar. Biz de farklıyız.

Projeniz size nasıl bir fayda sağladı?

Projeye çok güzel dönüşler oldu. Ses getirdi. Bu dönüşlerden de pek çok fayda elde edildi. PR ajansına paralar ödenmeden, bütçeler ayrılmadan yapılan bir projeydi bu. Yerellerle birlikte 800’e yakın haber olduk. Maddi kaynağı olmayan bazı gençlerimizin eğitimi için ufak da olsa kaynak sağlandı.

Özellikle Sanat ve Biz Projesinde en çok heyecanladığınız, en ilginç olay neydi?

Down sendromlu bireylerin 50’li yaşlara sağlıklı bir şekilde ulaşması pek beklenmez. Ama bizim Mona Lisa’nın yüzü olan sevgili Bengü 54 yaşında. Bir lansmanda kırmızı halıda yürüdü. hayatının en güzel en unutulmaz günüydü. Hem onun için, hem de ailesi için.

Bu proje başka insanlara da örnek oldu mu? Size neler getirdi?

Elbette. 3-4 yaşında down sendromlu bir çocuğun annesi çocuğunun büyüdüğünde, mesela 35 yaşında ne tür becerilere sahip olabileceğini bilemeyebiliyor. Hangi seviyeye gelebilir, neyi ne kadar yapabilir.

Sergilerde bizim gençlerimiz gelenleri karşıladı, resimleri anlattı. Başka farklı gençlere örnek teşkil ettiler. Aileler de “O yapıyorsa benim çocuğum da eğitildiği takdirde yapar” diye düşünüyor.

Yani ailelere de motivasyon kaynağı oldu bu sergiler.

Öte yandan bilinirliğimiz arttı. Şu anda beraber bulunduğumuz bu kafe bizim projelerimizden biri. Downtown Event Cafe. Bir sosyal sorumluluk ve istihdam projesi.

Çocuklarımız İzev Bağımsız Evi’nden çıktıktan sonra istihdam edilmelerini kolaylaştırmak için bu kafeyi kurduk. O evden çıkan çocuklarımız / gençlerimiz Downtown Event Cafe’de pratik yapma olanağı sağlıyorlar.

İstihdam konusunda devlet tarafından çok ciddi bir teşvik var ama işverenler ne yazık ki daha kolay bireyleri istihdam ediyorlar. Yani küçük bir engeli olsun diyorlar. Bedensel engeli tercih edebiliyorlar. Bizimkiler orada biraz dışarıda kalıyor.

Bir de engelli gençlere karşı son derece yumuşak bir tutum var. Onlara kendilerini gerçekleştirme şansı vermiyorlar. İşe geç kalırsa, “olsun, önemli değil” diyorlar, ya da masada uyuyakalırsa müsamaha gösteriliyor. Biz bunu da istemiyoruz. Çünkü çocuklar kendilerini gösteremiyorlar. Körelmiş olarak geliyorlar.

Çok haklısınız. Zihinsel engelli, sizin deyiminizle farklı gençlere karşı bir korumacılık var. Biraz önce Burak bana kahve getirdi. Onun yapabilme kapasitesini köreltmemek için uzattığı tepsiden kahveyi kendim almadım. Burak’ın vermesini bekledim. Kendimi tutum. Onun yapmasına engel olmak istemedim.

Aynen, aynen. Burak servis konusunda deneyimli. Onun yapmasına izin vermek gerek.

Türkiye’de down sendromluların yeme-içme sektöründe hizmet vermesi aslında kanıksandı. Şu an Türkiye’de 30-32 tane Down Cafe var.

Sizin Kafenizin Farkı Nedir?

Downtown Kafe’nin hazırlığında bu bizi çok düşündürdü. Varolanlardan bir tane daha olmasın, öyle bir şey yapalım ki bir katkımız, bir farkımız olsun dedik. Örnek teşkil etmek istedik. Bizim kafemiz Event Kafe. Yani her hafta konusunda uzman kişilerin çıkıp, konuşacağı, bazen yazarların kitaplarını imzalayacağı, çeşitli eventlerin yer alacağı bir platform. Çok yönlü bir katkı sağlayalım dedik.

Kafede servis yapanlar İZEV Vakfı tarafından yetiştirilmiş gençler değil mi?

Evet. Hepsi bizim gençlerimiz. Burada çalışmadan önce çeşitli eğitimlerden geçtiler. Önce Turizm otelcilik bölümünde eğitim aldı gençlerimiz. Kafenin hazırlık aşamasında da Pera Palas’tan yardım aldık. En son olarak da Downtown Cafe açılınca burada deneyim kazandılar ve hala da kazanmaya devam ediyorlar. Yaptıkları işi tam yapıyorlar. Deneyerek öğreniyorlar. Doğru öğretirseniz, layıkıyla yapıyorlar işleri. 9 kişi olarak işe başladılar ama hedefimiz 15’e çıkarmak.

Para kazanıyorlar mı bu gençler?

İş eğitimi bittikten sonra sosyal güvenceden faydalanacakları şekilde istihdam edilecekler. Kendileri için de çok büyük motivasyon bu. Para açısından sıkıntıları olmasa da bir gencin üretmesi ve para kazanması çok değerli.

Kafenin kendisinden bir gelir elde ediyor musunuz?

Bizim amacımız bu kafeyi çok yönlü bir yaşam alanı haline getirmek. Giriş, çıkışı fazla olan bir yer haline getirmek istiyoruz. Şu anda ufak tefek sponsorluklarımız var. Ama daha fazlasına ihtiyaç var. Kafeyi duyan ve projeden etkilenen herkes bu işe elini dokunduruyor. Bu akşam Ses Terapisi var. Gönüllülerimizden birinin tanıştırdığı Sırma Belin tarafından Tibet çanakları ile yapılan bir terapi bu.

Bu işi duyan ve yapılan işin güzelliğini fark eden herkes el vermek istiyor. Önümüzdeki günlerde de farklı eventlerimiz olacak.

Çok teşekkür ederim Merve hanım. Keyifli bir sohbet oldu.

Ben bugün İzev Vakfı genel koordinatörü Merve Kılıç ile keyifli bir sohbet yaptım. Kahvemi içtim. Çalışan gençlerden biri tarafından yapılan süt reçelimi aldım.


Sevgili dostlar, İstinye Park’ın hemen arkasında bulunan yeni Sarıyer belediyesi binasının -1 katında bulunan bu özel kafeye gidin. Otopark problemi yok.

Bir kahve molası verin.

Yaptıklarını görün.

Sergiyi gezin.

“Farklıyız ama biz de varız” diyen gençlerimize katkı sağlamak için yılbaşı hediyelerinizi buradan alın.

Elif’in yaptığı süt reçelinden alın.

Facebook ve Instagramdan takip edin. (Sosyal Medya Yöneticisinin de İzev Vakfı genci olduğunu belirtmem lazım).

Eventleri takip edin. Yapabiliyorsanız bugünküne yoksa bir sonrakine katılın. Hem öğrenin hem destek olun.

Çocuğunuzun doğum gününü burada planlayın.

Özel günlerinizi burada planlayın.

Burayı bir görün derim.

Güzel şeyler yapılıyor.

 

Bahar Anahmias, the volunteer

Bir Kahve Molası

Not:

Sohbetimiz esnasında gönüllülerden Hakan Kural beyefendi ile de tanışma fırsatı buldum. Marka danışmanı olan Hakan bey, Downtown Cafe’ye kendi uzmanlığı dahilinde gönüllü olarak hizmet veriyor. Ondan aldığım bilgileri, gelecekle ilgili projelerini de daha sonraki bir yazımda paylaşmayı düşünüyorum.

 

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: