Kır Zincirlerini


Yaklaşık 5-6 ton civarında cüsseleriyle filler nasıl ayak bileklerine bağlı incecik halatı koparamayıp esir edilebilir insanlar tarafından hiç düşündünüz mü? Bir tepiği ile karşısındakini  öldürecek güce sahipken nasıl oluyor da insanoğluna yenik düşüyor bu dev memeli? Peki hadi diyelim yakalandı  neden kaçmaya çalışmıyor? Denemiyor bile?

Filler daha küçük birer yavruyken ayak bileklerine bir ince bir halat bağlanıyor. O yaş ve güçteyken halatları koparamadıkları için zaman geçtiğinde de büyüyüp dev cüsselerine sahip olduklarında  da denemiyorlar.

Başaramayacaklarına güdümlendikleri ve inandıkları için. Mümkün olabileceğine inançları olmadığı için.

Bu durum “öğrenilmiş çaresizlik” olarak tanımlanıyor psikolojide. 1965’te Martin Seligman ve ekip arkadaşlarının köpekler üzerinde yaptığı deneyler sonucunda ortaya attığı bu kavram insanlarda nasıl işliyor?

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK KİŞİNİN DURUM NE OLURSA OLSUN DEĞİŞTİRME YETİSİNE İNANCINI YİTİRMESİDİR. DENEMEYE BİLE GEREK YOKTUR ONUN GÖZÜNDE. ZATEN BAŞTAN KAYBETMİŞTİR.

Bir öğretmen olarak üzülerek okulların öğrenilmiş çaresizlik ile boğuşan bir çok öğrenci ile dolu olduğunu söyleyebilirim. İngilizceden sürekli  zayıf alan bir öğrenci düşünelim. Sınavlarda, ödevlerde hep başarısız oluyor.  Kısa süre içinde “Ne yaparsam yapayım ben İngilizceyi öğrenemeyeceğim”“İngilizce hiç bana göre değil. Ne ihtiyacım var ki?” inancını ve savunmasını geliştirir.

Artık amaç başarısızlıktan kaçınmaktır;  başarmak değil! Denemediği için başaramaz ve başaramayacağına olan inanç perçinlenir. Sıkışıp kalmıştır öğrenci. Çıkış yoktur sanki…

(En kötüsü bu düşünce şeklini tüm okul hayatına  yansıtan kimi öğrenciler  davranış sorunları ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencilere dönüşürler.)

Güçlü bir soru ile  başlayalım:

“BU SIKIŞIKLIKLA NASIL BAŞ EDERİM?”

BU KISIRDÖNGÜYÜ KIRMAK GELECEKTEKİ BEN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ.

HEDEFLERİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK, BAŞARMAK DENEMEDEN OLAMAYACAĞINA GÖRE SEÇİM YAPMAK VE YAPTIĞIN SEÇİMİN SORUMLULUKLARINI ALMAK GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.

İnanç sistemlerimizi ve buna bağlı olarak söylemlerimizi değiştirmek nasıl olur? 

“YAPAMIYORUM! BECEREBİLSEM YAPARDIM…”

yerine

“ÖĞRENEBİLİRİM.” 

“ÇOK İSTİYORUM AMA BU İŞ SANDIĞIMDAN DA ZOR”

yerine

BU İŞ TAHMİN ETTİĞİMDEN DAHA ZORMUŞ. AMA HALA İSTİYORUM. SANIRIM PLANIMI DEĞİŞTİRMEM GEREKİYOR. 
FARKLI NE YAPARSAM HEDEFİME ULAŞIRIM?”

“EBEVEYNLERİM ZAMANINDA DAHA ÇOK DESTEK OLSAYDI ŞİMDİ ÇOKTAN BAŞARMIŞTIM.”

yerine

“TAMAM AİLEM VAKTİYLE BANA ÇOK DESTEK OLAMAMIŞ OLABİLİR. HALA İSTEDİĞİME GÖRE NE YAPARSAM HEDEFİME ULAŞABİLİRİM?

 Söylem değiştiğinde duygu da enerji de değişiyor. Sıkışıklık yerini sınırsız olasılıklara bırakıyor.

Hayatının sorumluluğu kimin elinde? Öğrendiğin çaresizliği bir kenara bıraksan, yeniden öğrenebileceğin, başarabileceğin neler var etrafında bir baksan? Nelerden vazgeçtin acaba ben yapamam diye? Daha da geç olmadan ”öğrenmeye”  başlayabilirsin!

YETER Kİ İSTE!

 

Aylin GERON

Bir Kahve Molası

%d blogcu bunu beğendi: