Televizyon seyretmek ya da seyretmemek

baharanahmias-blogTelevizyon bizim evimize ben 3 yaşındayken girdi. O zamanları hatırlayanlar bilir, belli saatten sonra açılırdı ve tek kanallıydı. Tüm aile başına oturulur, dizisi, haber progamı, çocuk programı ne varsa seyredilirdi. Şimdiki televizyona baktığımda ise 300’ü aşkın kanal. Peki gündüz birşey seyretmeye kalktığınızda ne bulabiliyorsunuz bu 300’ü aşkın kanalda? Film dışında? O zaman hemen eliniz ipad, telefon ya da laptopunuza gitmiyor mu? Yapılan bir araştırmaya göre insanların % 85’i multiscreening yani çoklu ekrana bakıyormuş. Bir yandan televizyon, bir yandan ipad, bir yandan da telefon gibi.

Sizi bilmem ama televizyondaki gündüz programları uzun bir süredir beni kişisel olarak rahatsız ediyor. kadın programları deniyor bunlara. Küçümseme mi diyelim, Türkiye gerçeği mi? Tartışılır. Gerçi bu programları genelde evde oturan, çocuğuna bakan kadınlarımız seyrediyor. Oradan öğreniyor, oradan besleniyor. Herhalde ondan.

Kadınımızın eğitimi diyoruz, gelişimi diyoruz ama bu konuda ne yapıyoruz?

Gündüz programlarına baktığımda insanlar ya evlendiriliyor, ya  giydiriliyor ve ne giydikleri üzerine konuşuluyor. Bu programlar 3-5 saat boyunca da devam ediyor. Kanal değiştirmek istediğinizde diğer kanalda da bir benzeri ile karşılaşıyorsunuz.

Bu çok izlenen kadın programlarından öğrendiklerimiz:

1. Evlenmek için en önemli şey maddi varlıktır. Cem Yılmaz’ın bu konudaki lafı aklıma geliyor: ‘Bu programların adını tapu-kadastro diye değiştirmek gerekir.’ demişti. Gerçekten de bu programlarda kişilik özelliklerinden çok evin var mı, emekli maaşın ne kadar gibi konular irdeleniyor. Hayatı paylaşmak yerine, parayı, mal varlığını paylaşmak daha önemli gösteriliyor.

2. Aile içi şiddet olabilir. Türk erkeği yapar. Türk kadını da katlanır. Programa evlenmek amacıyla katılan ama daha önceki 2 karısını öldürmüş bir bey rating sınırlarını zorlamıştı. İnanamamıştım.

3. En önemli insan sizsiniz. Kendinizi güvenceye alın, gerisi boş. Çoluk, çocuk zaten bakılır, büyür. Nerede kaldı Türk Aile Yapısı ve Değerleri?

4. Erkekler mutlaka ihanet eder. Erkeklere güven olmaz. Sevgi, sadakat, uyum, iletişim hakkında pek birşey yok.

5. Giyim – kuşam önemlidir. Stil önemlidir. Güzellik en önemlisidir. İç güzelliği, karakter mi? Boş ver. Kavgacı ol, saldır. Ön plana çıkmak için ne gerekirse yap. Daha çok izlenirsin, prim yaparsın. Akıllı, uslu olanlar bu programlarda fazla yaşayamaz.

Peki biz böyle mi olmak istiyoruz? Yüzeysel, maddeci, kavgacı, başkalarının mutsuzluğundan beslenen, iletişimi bozuk, erkeklere düşman, aile değerlerine inanmayan, çocuğunu önemsemeyen?

Konuştuğum her 3 kişiden 2 si bu programların kalitesinden şikayetçi. Peki neden hala bu programlar var? Kaliteli şeyler üretmek çok mu zor? Evet rating kaygısını anlıyorum ama insanları uyutmak, oyalamak adına bu kadar saat televizyon karşısısına oturtmak çok mu etik? İstemeyen seyretmesin diyebilirsiniz. 220 dakika sürüyormuş bir program, özellikle baktım. İnanın kitap okumaya çok düşkün, eğitimli ve akıllı bir sürü tanıdığım da ister istemez bu tuzaklara düşüyor. Zapping yaparken yakalanıyor. Evlilikten, giyime, yoksa başka reality showlara yakalanıyor. İtiraf ediyorum ilk çıktığında ben de ara ara seyrediyordum. Artık kendimi frenliyorum. Kanallar da kolayını bulmuş; bir programı saatlerce, reklamlarla, program içi anımsatmalarla uzatıyor da uzatıyor. Yetmiyor, geceyarısından sonra da tekrarını veriyor.

Bu programların neticesinde
– Gençlerimiz kolay ünlü olmanın, ya da okumadan, öğrenmeden başarılı olmanın kısa yollarına saparlarsa suç kimin?
– Güzelliğin, görünüşün en önemli değer olduğunu düşünürlerse, güzellikleri ile bir yerler gelmeye çalışırlarsa suç kimin?
– Basit sebeplerle boşanmalar artarsa suç kimin?
– Aileler maddi ya da manevi kaynaklarını karşılaştırarak mutsuz olurlarsa suç kimin?
– Toplum içinde saygın olmaya çalışırken daha çok insan kavgacı tavır sergilerse suç kimin?
– İnsanlar tahammülsüz olursa suç kimin?
– Anneler çocuklarını böyle yönlendirirlerse suç kimin?

Evet televizyon bir eğlence aracı olabilir ama unutmayalım ki eğitim misyonunu da üstlenmesi gerekir.

Günden güne daha çok insan eğitim eksiğini internette gezinerek, sosyal medyada paylaşılanları izleyerek gidermeye çalışıyor. Peki ama çok mu zor? Televizyonu eğitim amaçlı da kullanabilmek?

Ne donanımlı insanlarımız var, Facebook’ta milyonlar tarafından izlenen, söyledikleri üzerine yorumlar yapılan, kitaplar yazan, yetkin oldukları konularda seminerler veren. Onlarla program yapılabilir.

İnsanımız kendini geliştirmek istiyor. Onlara bir platform sağlanabilir.

Dünyadaki değişimleri, gelişimleri gösteren programlar yapılabilir.

Değişimin kendisi olun demiştim, işte şimdi de Televizyon Kanalları’na rica ediyorum.

Değişimin kendisi olun. Hadi başladınız, vazgeçin demiyorum. Masraf yaptınız. Ama sadece keyif versin diye başladığınız bu programların formatında ufak tefek değişikliklerle bile mesaj verebilirsiniz. Stil yarışmasında kişiliğe de puan verilse, davranışlar da prim yapsa, bu kadar seyredilen bir programda ufak ufak mesajlar verilse kadınımıza…
– Yenilikleri, gelişimleri, gösteren programlar yapsanız.
– Başarmış, donanımlı insanları televizyonda gösterseniz. Gerçek hayat hikayelerinden ilham alsa herkes.

Herkes yararlansa kaliteden, eğitimden. Batının medeniyetine, görgüsüne hep özeniriz. Oralara seyahatlerimizde bize yol veren arabalara, günaydın diyen, kapımızı açan insanlara özeniriz. Bizde ise metrobüse daha önce binebilmek için maç çıkışı birbirini ezen insanlarımızdan, kuyrukta öne geçen açıkgözlerden şikayet ederiz. Taşın altına elimizi soksak. ‘Cahil bir toplumuz ne yapalım’ etiketinden kurtulsak.

Kadınlar ailenin temel direği, ilk eğitimi veren anneler. Onları eğitince tüm toplum eğitilir.

Peki biz ne yapalım?
Dünya değişiyor, bu değişimin farkına varalım ve öncü olalım mı?
Yapabiliyorsak bu programları seyretmek yerine alalım elimize bir kitap, okuyalım.
Ya da internette öğrenmek istediğimiz bir konuyu araştırararak öğrenelim.
Akşamları masada ailemizle konuşacağımız bir konu olur.

Bundan bir kaç sene önce akşam yemeği ritüeli ile ilgili olarak ailemizde bir gelenek başlatmak istemiştim. Herkes o gün öğrendiği ilginç bir konuyu akşam yemeğinde diğerlerine anlatacaktı. Kızlarımın sırf bu yüzden yemeğe oturmadan önce ansiklopedi karıştırmalarını, Google’da araştırma yapmalarını keyifle seyrederdim. Şimdi daha yoğunlar. Bazen bunu uygulayamıyoruz.

Hadi hepimiz bunu başlatalım. Akşam yemeğinde herkes o gün öğrendiği yeni bir şeyi anlatsın. Geleceği beraber yaratalım. Daha fazla bu programların karşısında uyumayalım, uyutulmayalım.

Çok mu sert oldu? Dayanamadım. Yazdım. Sizleri çok beğendiğim bir karikatürle başbaşa bırakıyorum.

Bahar Anahmias, changer

Bir Kahve Molası

5404357

 

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: