Ya Sevdiğin Hayatı Yaşa, Ya da Yaşadığın Hayatı Sev

Kuşak araştırmacıları benim de içinde bulunduğum 1965-1979 yılları arası doğan bireylerden oluşan nesli X kuşağı diye tanımlıyor.

En önemli özelliklerimizin otoriteye saygılı olmak, çalıştığı kuruma sadık olmak, sebatkar ve kanaatkar olmamız olduğu söylenmekte. Katılmamak mümkün değil doğrusu.

Bizim kuşağın anne babaları, içinde yetiştikleri dünya dolayısıyla bizi büyütürken fazla korumacı, kaygı ve korku düzeyi yüksek bir ebeveynlik sergilediler.

Bizim neslin kızları da Nuri Alço’nun kızları gazozlarına ilaç atmak suretiyle bayıltarak kötü emellerine alet ettiği filmlerle büyüdüğü için bizler için dış dünya çok tehlikeliydi ve insanlara asla güven olmazdı.

Bize yazılmış en güzel senaryo güzel güzel okuyup, okul bitince emekli olunacak bir işe girmek sonra hayırlı bir kısmetle evlenip güvenli evlerimizde mutlu mesut yaşamaktı.

Bizler de sorgulamadan bize önerilen bu içinde asla risk, heyecan, macera ve farklılık barındırmayan yaşam planlarını benimsedik. Benzer hikayelerin benzer kahramanları olarak hayatlarımızı sürdürdük kuşakdaşlarımızla.

Bizden sadece onbeş yirmi yıl sonra doğan, yani 1980-1999 arası kuşağa da araştırmacılar Y kuşağı diyor.

Bu kuşağın adı Y harfinin İngilizce okunuşu olan Why, yani Niçin ya da Neden‘den gelmekte. Çünkü bu kuşak biz X kuşağının tersine herşeyi sorgulayan bir kuşak. Bizlerin tam tersi otoriteye diklenebilen, iş sadakatine inanmayan, özgürlüğüne düşkün ve girişimci bir kuşak.

Türkiye nüfusunun şu an %35’ini oluşturan bu kuşak kadar tarihte üzerine araştırmalar yapılan ve kurumların onları ellerinde tutmak için önlemler aldığı başka bir kuşak da yok. Teknoloji çağının başlangıcının içine doğan bu kuşak iş hayatının dinamiklerini alt üst etti.

İş hayatını darma duman eden bu gençler aynı zamanda tarihin en çok gezen kuşağı. O nedenle bir diğer adları da Wanderlust Generation / Yolculuk Tutkunu Kuşağı yani. Ama öyle turist gibi gezmekten söz etmiyorum çünkü onlara turist demek ancak bir hakaret olur.

Bu gençler için seyahat adeta bir gıda ya da eğitim gibi temel gereksinim ve herşeyden öte adeta bir tutku. Onlar en afili kariyeri seyahat aşkları uğruna terk edecek gözü karalıkta insanlar.

Sosyal medyanın güzelliklerinden biri de bizlerin bu Y kuşağının cesur yürek seyyahlarının maceralarını adım adım takip etmemize fırsat vermesi.

Ben, bizzat onların bir ikisini sosyal medya hesabımdan takibe alınca gerisi çorap söküğü gibi geldi. Kendimi onlarca seyyahın maceralarını takip ederken buldum. Büyülenmiş gibi bu gemileri yakıp yollara dökülen genç insanları takip etmeye başladım. Hepsi iyi eğitimli, entellektüel,herşeyden önce korkusuzlar ve bedenlerine seyahat virüsü girmiş insanlar. Seyahat etmek yaşam tarzları olmuş.

Hele o farklı diyarlarda, dünyanın bir ucunda bazen otostopla, bazen bisiklet ya da motosikletle tek başına seyahat eden genç kadınlar.

Hepsi onlara dayatılan düzene hayır deme cesaretini gösterip “başka bir hayat mümkün” diye yollara dökülen kişiler.

Tek bir amaçları var dünyanın farklı ülkelerinde, farklı kültürler görüp, farklı insanlar tanımak.

Okullarda öğretilemeyen gerçek dünyayı birebir yaşayarak öğrenmek en büyük motivasyonları.

Tabii ki teknolojinin imkanlarından yararlanarak minimum maliyetle seyahat ettiklerini belirtmeme gerek yok sanırım.

Keza tüm seyahatle ilgili ekonomik oluşumlar ya da teknolojik uygulamalar da onların bu ucuza seyahat aşklarıyla ortaya çıkmış durumda.

Paylaşım ekonomisi (Sharing Economy) denen kavramın mimarı da gezgin Y kuşağı doğal olarak. Airbnb, Couchsurfing,Homestay, Homeaway, Uber, Lyft ilk aklıma gelenler.

Hepsi her gün kendi hikayelerini yazmaya devam eden bu yarı bilge, tam seyyah kahramanlardan bir tanesinin hem bloğundaki yazıları hem de Instagram hesabındaki paylaşımlarını büyük bir merakla takip ediyorum son zamanlarda.

İşim Gücüm Gezmek bloğunun sahibi Hale Sargın 34 yaşında. 30 yaşına kadar özel bir bankada projeler koordinatörüyken basıyor istifayı, düzenine de sistemine de lanet olsun, bilmek isteyen yola çıkar deyip okullarda öğretilmeyen hayatı öğrenmek için düşüyor yollara ve başlıyor yeni hikayesini yazmaya.

Azıcık İngilizcesi ile Sicilya’da bir yıl bir gönüllülük projesinde çalışıyor. Sonra bir süre Türkiye ve Avrupa’yı geziyor. 2014’ten beri bisikletiyle tek başına Güney Amerika turunda. Başkalarının hayatına dokunarak, güzel dostluklar ve hikayeler biriktirerek, barınma ve yiyecek karşılığı bulduğu işlerde çalışarak kendi hikayesinin kahramanlığına yakışacak bir şekilde yol alıyor.

Ona en çok iletilen soru şu: Korkmuyor musun?

Bütün dünyayı evi ve tüm insanları ailesi gibi gören Hale için korkuları biz kafamızda yaratıyoruz.

Korkarsak hiç bir hayalimizi gerçekleştiremeyeceğimizi düşünüyor.

Bize en büyük önerisi şu:

“Ya sevdiğin hayatı yaşa,ya da yaşadığın hayatı sev.

Bu kadar basit ve bu sana bağlı.

Eğer yaşadığın hayatı sevmiyorsan değiştir, seviyorsan da şükret!”

“Bir bisiklet ve bir düş seni her yere götürebilir” diyen Hale, yaşama enerjisi fışkıran gülen gözleriyle Brezilya, Şili, Arjantin ve Peru’yu pedallıyor son üç senedir. Onun için maddi varlıkların hiç önemi yok. Gelecek kaygısı da yok. Anın saf mutluluğunu yaşamak en büyük servet. Güzel bir dağ başında gün batımını izlemek, yerel halkla sohbet etmek, bir nehrin kenarında dinlenmek, güzel dostluklar biriktirmek onun hayatını anlamlı kılan vazgeçilmezleri. Hep yolda, anda, mutlu ve huzurlu.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alan, yeri geldiğinde uzak diyarlarda yardım amaçlı koşup zor durumdakilere para toplayan Hale bir çok yaşıtı ya da daha küçükleri için büyük bir ilham kaynağı ve rol model.

Misyonu; “Düzen denilen düzenbazın, sistem denilen hayal katilinin bana yaşama sevinci veren hayallerimi öldürmesine izin vermemek ve masallarımı dinleyenlerin de hayallerini hep canlı tutmak” bu bedeni küçük, yüreği büyük genç kadının.

Y kuşağıyla iş hayatına giren bir “Tersine Mentörlük “ kavramı var.

Kurumlarda üstler astları olan gençlerden danışmanlık alıyorlar. Bu da tarihte bir ilk. General Electric’in CEO’su Jack Welch’in 90lı yıllarda iş hayatına soktuğu bir kavram.

Yani yaşlılar ilk defa gençlerden öğreniyor.

Gerçekten de bu kuşaktan öğrenilecek çok şey var.

Hale ve kendisi gibi seyahat eden dünyayı keşfe çıkmış arkadaşlarından cesaret ve korkusuzluğun insana nasıl bir özgürlük verdiğini görebiliyoruz. Bize hiç bir kitapta ya da okulda öğretilemeyecek gerçek yaşam deneyimlerini canlı canlı takip ediyoruz.

İnanıyorum ki onların küçük bir cesur adımıyla başlayan dünyayı keşfetme arzuları dünyayı çok daha güzel bir yer haline getirecek. Dünyanın farklı coğrafyalarında ektikleri dostluk tohumları, dokundukları canlarda bıraktıkları sevgi dolu izler insanların birbirlerini önyargısız ve koşulsuz sevmelerine neden olacak.

Hale’nin bir söyleşisinde Paulo Coelho’dan yaptığı alıntı şöyle:

“Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı. Harekete geçin.”

Bence dünya; kuşaklar birbiriyle çatıştığında değil, birbirlerinden beslendiğinde ve öğrendiklerini paylaştıklarında daha yaşanılır bir yer olacak.

Sevgilerimle,

Banuhan Güvenir

Bir Kahve Molası

Bir başka yazım için tık tık.

Bu da İnsanın Anlam Arayışı üzerine, tık tık.

Mutluluk üzerine bir başka yazım ise tık tık.