Sen de Haklısın

Bugün sizlerle seneler önce okuduğum ve çok hoşuma giden “Sen de Haklısın” adında bir öyküyü paylaşmak istiyorum….

mali hayatı - bir kahve molasıMali’de uzak bir bölgede küçücük bir köy varmış. Bir gün burayı gezmeye gelen bir gezgin döndüğünde bloguna şunları yazmış: “Mali’yi gezerken bu el değmemiş köye uğramadan geçmeyin. İçinizde yepyeni hisler uyanacak, gözleriniz bir renk cümbüşüne şahit olacak ve kulaklarınıza köylülerin şarkıları dolacak. Kaçırmamanız gereken bir deneyim.

Bu blogu okuyan pek çok turist bölgeye akın eder. Ziyaretçilerin yolu zordur. Köye ulaşmak için dik bir tepenin çıkılması gerekmektedir. Yaşlı ve bilge bir adam da bu tepenin ortasına çadırını kurara ve yolda yorulanlara kahve ikram eder.

Bir gün bir ziyaretçi çadırda mola verir ve bir kahve içer.

Yaşlı adam kahve fincanı ile yaklaştığında ziyaretçinin sızlanmalarını duyar:

mali çocuklar - bir kahve molası” Ne büyük bir zaman kaybı oldu benim için.

O yazar bu köyde ne görmüş acaba?

Benim tek gördüğüm okula gitmek yerine ailelerinin gözetiminden ve ilgisinden uzak başıboş gezinen yaramaz çocuklar.

Zavallı çocukların ayakkabıları bile yok.

Kimse cama basarlar veya tırmandıkları ağaçlardan düşerler diye endişelenmiyor.

Anneleri nerede anlamadım.

Zaten anne diyorum ama kadınların hali de rezaletti.

Mutfaklara girip çıkan, tabaklara basan, her yere mikrop saçan tavuklar ortalıkta dolaşırken bu köyün şişman kadınları da pencerelerde bir evden diğerine bağıra çağıra dedikodu ediyorlar.

Ya erkekler? Onlar da bütün günlerini bir ağacın altında oturup hiç çözemeyecekleri dünya meselelerini konuşarak geçiriyorlar.

Siz kim dünya meselelerini çözmek kim? Önce kendi köyünüzdeki sorunları çözün bence demek geldi içimden.”

Yaşlı adam onu dinledi ve fincanı kahveyle tekrar doldururken başını salladı: “Haklısın, haklısın.”

Daha bir hafta geçmişti ki başka bir ziyaretçi kahve içmeye yaşlı adamın çadırına uğradı. Yaşlı adam hemen dumanı tüten kahveyi yabancının kahve fincanına doldurdu. Bu ziyaretçi kibarca gülümsedi.

“Sağol, bu kahve geçen güzel günümün üzerine öyle iyi geldi ki.

Ne güzel bir köyde yaşıyorsunuz.

Sokaklarda dolaşıp, çocukların oyunlarını izlerken içim açıldı.

Köyünüzün çocukları çok neşeli ve özgür, günlerini sınıflara kapanarak öğretmenlerinin söylediklerini ezberleyen bizim çocuklardan çok başka.

Burada çocuklar kendi deneyimlerinden ve oyunlarından öğreniyorlar, ne kadar da cesurlar, nasıl da o ağaçlara tırmanıyorlar.

Tabii kendilerine güveniyorlar çünkü etraflarındaki yetişkinler onlara güveniyor.

Kimse aşırı anne-babacılık yapmıyor. Tepelerinde dikilmiyor.

Ayaklarında ayakkabıları da olmadığı için toprakla temasları var.

Bu arada bedenleriyle barışık o anneler, sağlıklı, dolgun ve güzeller.

Evlerinde çalışıyorlar ama yalnız değiller, sürekli komşularıyla pencereden pencereye şakalaşıyor, köylerinde ne olup, bittiğini tartışıyorlar. Köyde kimse mal mülk peşinde değil.

Tavuklar bile serbestçe dolaşıp, bulduğu yere yumurtasını bırakıyor. Kimse kimin tavuğu, kimin yumurtası demiyor. Paylaşmak doğal bir olay.

Erkeklere gelince, hepsi birer filozof. Üç kuruş daha kazanmanın peşinde koşmak yerine bir ağacın altına oturup, dünya meselelerini konuşuyorlar. Onlar gibi daha çok insan sessizce düşünmeye zaman ayırsaydı şimdiye dünya sorunları da çözülmüş olurdu.

Kısacası harika bir gündü.”

Yaşlı adam onu da dinledi ve fincana biraz daha kahve koyarken “Haklısın, haklısın…” dedi.

İkinci ziyaretçi ayrılır ayrılmaz torunu yaşlı adamın yanına gidip, sordu. “Dede, nasıl ikisi de haklı olur? Tamamen birbirine zıt şeyler söylediler.”

mali küçük çocuk - bir kahve molası

“Sen de haklısın yavrum. Bildiğim tek bir şey var: İnsan yalnızca kalbinde taşıdığını görür.” dedi yaşlı adam.

Alıntıdır

Tüm insanlık kalbinde güzel şeyler görse, dünya nasıl bir yer olurdu?

Bir Kahve Molası

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: