Beyin ve Annelik

Anne olmadan önce ve anne olduktan sonra diye bir terim var.

Gece kalkmaları, uykusuzluk, yorgunluktan söz etmiyorum.

Annelerin bebeklerine duydukları o inanılmaz sevgi, koruma içgüdüsü ve endişelerinden bahsediyorum.

 

-Hangimiz yeni doğan bebeğimizin tulumunu çıkartıp, ayak parmaklarını saymadık?

 

-Hangimiz nefes alıyor mu diye bebeğimizin yüzüne yüzümüzü yaklaştırıp dinlemedik?

 

-Hangimiz hastaneye gitmeden tüm eksiklerini tamamlamaya çalışmadık?

 

-Hangimiz bebek için dünyayı almamıza rağmen hala da eksik birşeyler var hissine kapılmadık?

 

-Hangimiz bebek eve gelince tüm dünyayı karşımıza alarak evimizi sadece onun isteklerine göre hazırlamadık?

 

-Hangimiz sokak kapısının üstüne “Bebek uyuyor, zile basmayın.” yazmadık?

 

-Hangimiz her gün taze ve organik sebzelerle çorbalar yapmadık?

 

-Hangimiz verdiğimiz antibiyotiğin suyu biraz fazla kaçınca ilacı çöpe atmadık?

 

Çocuğumuza inanılmaz bir sevgi ve koruma duygusu besliyoruz. Bu kesin.

Nedeni neymiş biliyor musunuz?

Oksitosin.

Annelik bebek daha anne karnındayken başlıyor.

Hamilelerde bir sürü duygusal değişiklik oluyor.

Tamam.

Ama bir yandan da beyinde inanılmaz değişimler yaşanıyormuş. Nörologlar yıllarca gözlemlemişler. Anne olan kadının prefrontal korteksinde, orta beyninde, ve beynin bazı başka yerlerinde değişiklikler başlıyormuş. Gri madde yoğunlaşıyormuş.

Bu bölgeler ne işe yarıyor derseniz? Empati, endişe ve sosyal etkileşimi kontrol eden bölgelermiş. Bu bölgelerde etkinlik artıyormuş. Tüm bunlar anne adayı hamileyken ve doğumdan sonra “postpartum” zamanında artarak devam ediyormuş.

Annelerin beynini araştırmaya kendini adamış bir Nörolog olan Pilyoung Kim diyor ki

“Bebeğin gelmesinden sonraki aylarda annelerde neredeyse takıntı haline gelen bazı hareketler göze çarpıyor; nefesini kontrol etmek, hasta olup, olmadığı hakkında endişelenmek bunlardan bazıları. Anneler doğum sonrası yani “postpartum” döneminde Endişe ve Depresyon arasında gidip geliyor” diyor.

Annelerle yapılan araştırmalarda, yeni annelere ağlayan bebek fotoğrafları gösteriliyor. Bu bebeklerden bazıları kendi bebeklerinin, bazıları da tanımadıkları bebeklerin fotoğrafları.

Bilim adamları beyindeki aktivitelerdeki farklılıkları gözlemliyorlar.

Pilyoung Kim, yeni annelerde beyin bölgelerinin çoğunda resimleri görünce değişiklikler olduğunu belirtiyor. Duygu düzenleme, empati ve endişe ile ilgili beyin bölgelerinde büyüme gözlemleniyor.

Kim “Doğum sonrası dönemde hem hayvanlarda, hem de insanlarda inanılmaz bir -Kendi çocuğuna bakma arzusu- bulunuyor” diyor.

Öte yandan bir yenidoğanın annesini seçmesini, ayırt etmesini sağlayan beyin bölgesinin de “amigdala” olduğu saptanmış. Bebekde amigdala hasarı varsa, bu anne-çocuk bağını da etkileyebiliyor.

2004 Journal of Neuroscience araştırmasında, amigdala lezyonu olan bebek maymunların sıkıntılarını dile getiremedikleri veya kendi annelerini diğer yetişkinlerden daha fazla seçemedikleri görülmüş.

Aynı zamanda 2011 yılında annelerde yapılan başka bir çalışmada annelere gülümseyen bebek fotoğrafları gösterildiğinde kendi bebeklerine daha güçlü duygular besledikleri ispatlanmış.

Başka bir beyin araştırmacısı Ruth Feldman ise “Hem hormonal hem de beyin düzeyindeki değişiklikleri görüyoruz” diyor. “Bütün memeli türlerinde anne-bebek bağından sorumlu sistem olan annelik oksitosin seviyeleri, gebelik sırasında ve doğum sonrasında dramatik bir şekilde artarken, annesi çocuk bakımı ile ilgileniyorsa, oksitosindeki artış o kadar artar”.

Oksitosin aşk ve sevgiden sorumlu hormon.

Bir ebeveyn olmak, en azından beyinde, aşık olmak gibi görünüyor.

Oksitosin, anneler bebeklerine bakarken ya da bebeklerinin sızlanma ve ağlamalarını duydukça ya da bebekleri ile birbirlerine sarıldığında daha da artıyor.

Oksitosin emzirirken daha da artıyor. Dr.Ruth Feldman “Emziren anneler, ilk ayda mama ile besleyen annelerle karşılaştırıldığında bebeğin ağlamasına daha fazla beyin yanıtı gösteriyor” diye belirtiyor.

Feldman, bir ebeveyn olmanın aşık olmak ile aynı sinirsel bağları tetiklediğini bulduklarını söylüyor.

Bu arada tetiklenen bu aynı devre bebeklerinin kokusunu anneler için de en güzel koku haline getiren şey. (2003 University College London)

Tüm bu nörolojik değişiklikler de bir kadının ilk çocuğu ile ortaya çıkıyormuş.

Öte yandan başka bir haberim daha var:

Beyin değişimleri sadece yeni annelerle sınırlı değil.

Bakım görevine derinden girdiklerinde erkeklerde de benzer beyin değişiklikleri gösteriyorlar.

Derinden girmek beslemek, altını değiştirmek, uyutmak gibi eylemleri yapmak anlamına geliyor. Kucağına alıp, sadece sevmek ya da oynamak değil yani.

Ama Feldman’ın dediğine göre erkek ve kadın beyninde yapısal değişiklik var.

Bakım olayını üstlenen erkeklerde de oksitosin artıyor ama erkeğin ebeveyn beyni sosyo bilişsel davranışlarla ebeveynlik görevini yapıyor. Beyninde hazır bir bölge yok. Halbuki kadının beyninde annelik-ebeveynlik otomatik bir takım bölgeleri hayata geçiriyor. Doğuştan kadının beyninde yer alan bu bölge annelikle harekete geçiriyor.

Hep tartışılır ya, öz annelik, üvey annelik.

Hangisi daha çok sever ve düşünür?

Demek ki ikisi de.

Tüm bu araştırmaların gösterdiği tek şey bu bence.

Çocukla kim ilgilenirse onun beyninde gerekli değişiklikler oluyor.

Oksitosin salgılanıyor.

Beyin endişe, empati, sevgi ile ilgili bölgeleri devreye sokuyor.

Yeni insan yavrusu da gerektiği gibi bakılıyor.

İster annesi olsun, ister babası, ister teyzesi, halası, isterse dışarıdan birisi….

Çocuk doğduğunda onunla ilgilenene gerekli altyapıyı sağlayarak geliyor.

Sevgiyle,

Bahar Anahmias, the oxytocin mom

Bir Kahve Molası

Yeni anne ve lohusalık sorunları için tık tık

Anne karnında bebek gelişimi için tık tık.

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: