Gelecek geldi. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak için ne yapmalı?

Evet, gelecek geldi. Haberiniz olsun.

Hem de çok hızlı geldi.

Haftasonu dayanamayıp Dan Brown’ın Başlangıç kitabına başladım.

Robot mu insan mı, yapay zeka mı insan beyni mi diye düşündüğünüz zaman size yol gösteren Tureng testinden, şöförsüz arabaya, sosyal medyanın amansız gücüne, tıbba, telemorlere, sanata, bilime, dine, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri olan Barselona’ya, Gaudi’ye, La Sagrada Familia’ya, gizeme, kovalamaya, sonuna kadar saklanan insanlığın nereden gelip, nereye gittiği sorusuna kadar çok dolu bir romandı. Elimden bırakamadım.

Pazar günü ise Prof. Dr. Acar Baltaş’ın konuşmasına katıldım. İyi bir konuşmacı ve donanımlı bir insandır kendisi.

Gelecek geldi dedi. Bugün itibarıyle geleceği yaşadığımızı o da söyledi konuşmasında.

Belki duymuşsunuzdur. IBM basit hukuk davalarında kararı veren bir sistemi çoktan keşfetti.

Ukrayna’da bir robot kızı okula kaydettiler.

Suudi Arabistan’da Sophia adlı robota nüfus cüzdanı verildi.


Bu da Sophia’nın uyanışı:

Radyoda duydum:

Aynı robotun yani Sophia’nın Portekiz’deki bir konuşmasından sonra orada bulunan iki türk Sophia’ya nazar boncuğu ve Türk lokumu hediye etmiş. (Bu jesti yorumsuz bırakıyorum).

Otistik çocuklara sosyal ilişkilerinde yardımcı olan Kaspar adında bir robot var.

Hasta çocuklar yerine ilkokula giden robotlar var artık. Philbotlar. Robot çok hasta olan çocuk yerine derse giriyor, kafeteryada sosyalleşiyor, hasta çocuk da yatağından izliyor. Şimdilik bu uygulamayı lösemi hastası olup, tedavi görenler için uyguluyorlar.

 

Karanlık fabrikalar var artık. Çalışanların hepsi robot olduğu için ışığa gerek olmayan fabrikalar.

Öte yandan sağlık tarafında da bilim aldı başını gidiyor.

Tıpta yapılan yenilikler, kök hücre, giyilebilir teknolojilerden her yerde bahsediyor.

Kolumuzda yürüyüşümüzü, kalp atışımızı ölçen bilekliğimiz, elimizde herşeyi kaydettiğimiz akıllı telefonumuz, telefonumuzda kimin nerede olduğunu eş zamanlı görebildiğimiz uygulamalarımız….

Sağlık deyince…

Telomerler… Uzun yaşama…. Koruyucu tıp…. Giyilebilir teknoloji….

Kimmiş bu Bill Andrews? İnsan gerçekten 150 yaşına kadar yaşar mı?


Sertap Erener telomer teknolojisini medyaya yansıttı. Hepimiz aydınlandık.

Telomer ne mi? Benim anladığım kadarıyla DNA mızın ucundaki, onu koruyan kılıfa telomer diyorlar. Hücrelerimiz çoğaldıkça telomerlerimizden kullanıyormuşuz. Bu telomerler de kullandıkça kısalıyormuş.

Elizabeth Blackburn, Jack Szostak ve Carol Greider adlarında 3 bilim adamı – kadını 2009 yılında telomerleri daha uzun olanların daha uzun yaşadığını kanıtlayarak Nobel Ödülünü kazandılar.

Tüm bunlar olurken cumhurbaşkanımız ve beyin takımı da teknoloji gurusu, Tesla’nın, SpaceX’ın, Solarcity’in yaratıcısı, uzayla ilgili projeleri olan, ünlü Elon Musk’la görüştüler.

Bilim ilerliyor. İnsanlar buluşlar yapıyor. Biz şimdilik sadece izliyor ve bir an önce kullanıyoruz.

Hala çocuklarımızın gireceği sınavı, üniversiteyi dert ediyoruz.

Hala ezber sistemlerle uğraşıyoruz.

Bu sene büyük kızım üniversiteye hazırlanıyor.

Küçük kızımın zamanında belki de üniversiteye gitme söz konusu bile olmayacak.

Pekiii, ne yapmalı? Çocuklarımız hayatta nasıl başarılı olacak? Hangi meslekleri seçmeliler?

Yapılan araştırmalarda okul başarısı ile hayat başarısı arasındaki korelasyonun orta derecede olduğu, zeka ile hayat başarısı arasındaki ilişki ise o.2-0.3 olduğu bulunmuş.

Yani okul başarısı çocuklarımızın hayatta başarılı olup, olamayacaklarını göstermiyor.

Eskiden çocuğumuzu iyi bir okula yollamak,

Teog’u kazanmak,

İyi bir liseye girmek,

Haliyle iyi bir üniversiteye de girmek,

Para kazandığı saygın bir iş sahibi olmak,

Daha sonra sosyal olarak başarılı olsun diye evlenmek,

Çocuk yapmak,

Belki bir çocuk daha vs.. vs…

Bunlar çok önemliydi.

Bugün bu kalıplar değişti.

Çocuğunuz lisede kod yazmayı öğrenmeyi öğrenebilir, 24-25 yaşında iyi bir maaşla harika bir işe girebilir, ya da yazdığı programla zengin olur ve para sıkıntısını çözer.

Çok çok özel bir dönemden geçiyoruz. Gelecek çoktan geldi.

Amerika’daki bir araştırmaya göre önümüzdeki 20 yıl içinde şu anki işlerin %47 si işletim sistemlerine geçmiş olacak.

Çocuklarımız için düşündüğümüz hayat, kurduğumuz hayaller bizim alıştığımız sistemin dışında gelişecek.

Başka türlü bir dünyaya hazırlanıyorlar.

Bugün okulda sınıf geçmek için yaptıkları pek çok şey okuldan çıktıkları zaman geçersiz olacak.

Artık önemli olan öğrenmeyi öğrenmek.

Çocukların öğretmenlere değil rol modellere, örneklere, kahramanlara ihtiyaçları var. Onlarla kuracakları ilişkiler çocukları geleceğe hazırlayacak.

Bu rol modeller okuyan, öğrenmeyi seven, adapte olan, yeniliklere açık ve başarılı rol modeller olmalı.

Çocuklar bilgiye her yerde ulaşabiliyorlar. Esas olan bilgiye anlam verebilmeleri. Bilgiyi kullanabilmeleri.

Esas istediğimiz çocuklarımızın hem iş hem de özel hayatlarında başarılı olması. Bugün iş hayatındaki başarı esas olarak başkaları ile kurduğumuz ilişkiye bağlı. O zaman çocuklarımızın ilişki kurma becerilerini geliştirmelerini sağlamalıyız.

Hayat başarısının üç tane temel bileşkesi var diyor Prof. Dr. Acar Baltaş:

1.Hayatta elinden en iyi ne geliyorsa onu yapmak.

Yani elinden en iyi gelen şeyi yapacaksın, ve bu yaptığın şeye yatkınlığın olacak.

2.Tutkulu olmak

Bu yaptığın işte tutkulu ve hırslı olacaksın. Dış şartlar seni zorlamasa da kendiliğinden bunu yapmaya çok istekli ve motive olacaksın. Onu yapıyor olmaktan zevk almak.

3.İlişkilerini iyi yönetmek

İnsanlarla ilişki kuracaksın. Bu ilişkileri iyi yönetmeyi de bileceksin. Samimi bir ilgi göstereceksin. Ama insanlara gereksiz iltifat etmek ya da sahte davranmak değil bu. İnsanlara sormak ve dinlemek, gerçek iletişim kurmak.

Burada bir de hikaye paylaştı Prof Dr. Acar Baltaş. Çok anlamlı:

Woody Allen’ın bir filminde bir partiye giden adam kapıdan gülümseyerek girer. Elini partideki ilk kişiye selamlaşmak üzere uzatır ve “Nasılsın?” der.

Uzattığı kişi elini sıkar ve “Kanser oldum” der

Bizimkisi gülerek “Aaa, çok iyi,” der ve bir sonrakine elini uzatır “Nasılsın?”

“Annem geçen hafta öldü.” cevabına “Çok sevindim” diye cevap verir.

Biz bu hikayedeki gibi olmayalım. Samimi, saygın ve gerçek ilgi gösterelim tanıdıklarımıza. Soralım ve dinleyelim.

Peki bir işe yatkın olduğumuzu ya da çocuğumuzun bir işe yatkın olduğunu nasıl anlayacağız?

Yatkınlık teşvik edilmese de çıkar. Başkaları size “sen bu işte iyisin” der. Yatkın olduğunuz işle uğraşırken hiç yorulmazsınız.

Yatkınlık veya Yetenek az gayretle sonuç almak demektir.

Hem yatkın hem de çok çalışıyorsa o zaman çocuk başarılı olur.

Dönem öyle bir dönemki çocuklarımızın okulda öğrendikleri daha onlar okuldan ayrılmadan eskiyor.

O zaman çocuklarımızın bilgiyi değil beceriyi öğrenmeleri lazım. Nedir bu beceriler?

1.Network kurma becerisi

Çocuklarımızı iyi okullara yazdırırken geleceğindeki arkadaşlarının ve networkünün de temelini atmış oluyoruz aslında. Akademik hayatlarının ilerleyen yıllarında da onlar bu networkü geliştiriyorlar. Bizler bugün iş yapmak için çevremize baktığımızda önce networkümüzdeki insanları değerlendirmiyor muyuz?

Network kurarken olmazsa olmazlar:

-Doğru iletişim kurmak

-Samimi ilgi göstermek

-Karşıdakini gerçekten dinlemek

-Gerektiğinde vermek

-Gerektiğinde almak

2.Adapte olabilme becerisi

Dünya değişiyor. Bilim her gün bir başka yenilikle karşımıza çıkıyor. Biz de hızla bu yenilikleri öğreniyor ve adapte oluyoruz. Adapte olamadığımız an kendimizi eksik hissettiğimiz oluyor. Çocuklarımız bizden de hızlı yeniliklere adapte oluyor. Sadece yeni çıkan aletlere, teknolojiye değil, ortamlara da, toplumlara da adapte olabilme becerisi bu. Aslında okullarda çok küçük sınıflardan itibaren sınıfları karıştırarak yeni insanlar, arkadaşlara adapte olabilen insanlar yetiştirmeye başladılar.

3.Takım kurma ve takımla çalışabilme becerisi

Çocuğumuz lider olsun diyoruz. Liderliğin iyi bir şey olduğunu düşünüyoruz. Aslında lider bir hedef, amaç için insanların güvenerek, inanarak, gönülden takip ettiği kişidir. Dinleyen kişidir.

Takım olmadan tek başına bir başarı kazanmak zordur. Çocuğumuzun bazen takım lideri bazen de takım oyuncusu olabileceğini küçük yaşlarda öğretmeliyiz.

“Yetenek maçı kazandırır ama zeka ve takım oyunu şampiyonluğu.” – Michael Jordan

“Dinlemeyi severim. İnsanları dikkatle dinleyerek çok şey öğrendim. Çoğu insan karşısındakini hiç dinlemez. ” – Ernest Hemingway

Çocuklarımız ileride nasıl çalışanlar olacak diyorsanız? tık tık.

4.Kendi kendini motive edebilme becerisi

Başarı için dış bir etki olmadan kendi kendini motive edebilme becerisi çok önemlidir. Özellikle gelecekte öğretmensiz, sınavsız, bilgisayardan eğitim yapılacağı, notların önemsiz olacağı bir dünyaya geçiyorsak kendi kendini motive etmek, azimle ve kararlılıkla vazgeçmeden devam etmenin önemi tartışılamaz.

Öğrenme yöntemleri ve öğrenmeyi öğrenmek için tık tık. Bu da 2. yazım tık tık. Bir üçüncü yöntem ise tık tık. Bu yazım da azim ve vazgeçmeme için tık tık.

5.Kritik düşünme becerisi

Çocuklarımıza cevap vermeyi öğretiyoruz ama soru sormayı değil. İyi soru sorabilmek önemlidir. Kişinin konuyu anladığını gösterir.

6.Problem çözme becerisi

Problem derken, hayatta karşılaşılan sorunlardan bahsediyoruz. Bir işi çözmenin çeşitli yolları olabilir. Bir çocuğun bunu ne kadar erken öğrendiği de önemlidir. Hayatında önemli bir sorunla karşılaştığı zaman psikolojik çöküşe geçmez, bu sorun A yöntemiyle çözülemiyorsa B ile, olmadı C ile çözebilirim diye düşünür. Z’ye kadar yolu var.

“Bir problemi onu yarattığınız bakış açısı ile çözemezsiniz.” – Albert Einstein.

Problem çözme ve sabit bakış açısı ve geliştirilebilir bakış açısı ile ilgili yazım için tık tık.

7.Yaratıcılık ve hayal gücü

Makinelerin, yapay zekanın şimdilik yapamayacağı şeylerden birinin yaratıcılık ve hayal gücü olduğunu söylüyorlar. Önemli olan yapay zekayla yarışmak değil. Önemli olan çocukların içindeki o sonsuz merak, hayal gücü ve yaratıcılığı öldürmemek. Her zaman bunu teşvik etmek. “Sence bu neden böyle oldu?” “Neyi farklı yapsaydık, daha farklı bir sonuç elde edebilirdik?” gibi motive edici sorularla çocukları düşünmeye, hayal etmeye yönlendirmek. Yaratıcı çocuklar için tık tık. Bir başka yazı için ise tık tık.

8.Sözlü ve Yazılı İfade Edebilme Becerisi

Kendini doğru ifade edebilen bireyler hayatta istediklerine ulaşır. Bilgisayarlarla iç içe olduğumuz, Youtube videolarına tutkun olduğumuz bugünlerde hem sözel hem de yazı ile ifadenin bizi bir adım öne geçireceği kesin. Bunun için de daha çok okuyan ve daha çok yazan bir nesil lazım. Yazma ile ilgili yazım için tık tık. Okuma ile ilgili bir başka yazı için ise tık tık.

9.Kodlama becerisi

Kodlama, algoritma bilgisayar programcısı olmayacaklarsa bile bilmeleri gereken birşey. Nasıl ingilizce bilmek bizim toplumumuz için bir gereklilikse, çok yakın bir gelecekte de kodlama bilmek aynı derecede olması gereken bir özellik olacaktır. Çocuklarımız birebir kodlama yapmasalar bile çalıştıkları ortamda yapay zeka, robotlar vs. ile çalışacakları için bunun nedenini, niçinini, nasılını bilmeliler.

Biz anne ve baba olarak tüm bunların farkına varalım.

Çocuklarımızın üstüne bu kadar gitmeyelim.

Telefonu elinden bırak demeyelim.

Önce biz bırakalım elimizden.

Sevgiyle,

Bahar Anahmias, the futurist mom

 

Bir Kahve Molası

Bu da önceki yazım tık tık.

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

Gelecek geldi. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak için ne yapmalı?” için bir yorum

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: