Mühendislik ya da STEM sadece erkekler için mi?

Ben İşletme okudum. Yüksek lisansım ise İnternet ve Yeni Medya üzerine.

Eşim ise Endüstri mühendisi.

Büyük kızım sosyal bilimlere ilgi duyuyor.

Küçük kızım fen ve matematik seviyor.

Bugünlerde bir kavram var. 

STEM. Yani Science – Fen, Technology -Teknoloji, Engineering – Mühendislik, ve Maths – Matematik.

Bazen de STEAM diyorlar. İçine “Art” yani “Sanat”ı da katarak.

Tüm bu disiplinlere sahip nesil yetiştirmekten söz ediyorlar. Eskiden Fen Bilimleri derdik, şimdi STEM diyoruz.

Yapay Zeka (Artificial Intelligence), İnsan-Makine Etkileşimi (Human-Machine Interaction), Büyük Data (Big Data), Robotik, Sibernetik, Gen, Klonlama, vs,. vs. duyduğumuz ve duyacağımız kavramlar. Yeni nesil firmalar gözde; Google, Uber, Facebook, Tesla….

Dünya değişiyor. Meslekler değişiyor. Konular değişiyor.

Değiştirenlerden mi olmak istersiniz?

Yoksa sadece izleyenlerden mi?

STEM son dönemde trend olan bir kavram. “Fen Bilimleri ya da Mühendislik ne zaman STEM oldu?” diye düşünmeden edemedim. Bir araştırma yaptım, anladığım kadarıyla bu STEM yani Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik kavramının bir arada kullanılması 1985 yıllarında Amerika’da ortaya atılmış. 2001-2004 yılları arasında National Science Foundation’da görev yapan Judith A. Ramaley ve ekibi tarafından önce SMET olarak kısaltılmış ama beğenmedikleri için STEM’e çevirmişler. 2006 yılında Amerika’da eğitim programları söz konusu olduğunda devlet yetkilileri tarafından sık sık STEM konuşulmaya ve telaffuz edilmeye başlanmış. 2018 yılında bu tarz eğitim almış eleman ihtiyacının %17 artacağı konuşuluyormuş.

Peki neden STEM?

Hepimiz farkındayız ki çocuklarımız fotoğraf çekiyor, film çekiyor, bunları Youtube, Snapchat gibi mecralarda paylaşıyor, mesajlaşıyor, video oyunları oynuyor, dijital dünyanın tam da göbeğinde yer alıyorlar.

Asıl önemli olan çocuklarımızın bu dijital medyayı sadece tüketen değil, üreten kısımda da olabilmesi.

Ya da Big Data, İnsan – Makine Etkileşimi, Robotik, Sibernetik, Gen haritası vs. denince seçim yapabilmesi.

Biz de bu STEM‘den payımızı aldık aslında. Hafta sonu Girls in Stem projesindeydik. Nobel ödüllü Prof. Aziz Sancar’ın önderliğinde Türkiye’deki kızların mühendislik, daha doğrusu STEM (Science – Fen, Technology -Teknoloji, Engineering – Mühendislik, Mathematics – Matematik) konusuna ilgi duymalarını teşvik eden bir proje.

Hafta sonumuz son derece yoğun olmasına rağmen, bu programa çağrıldığımızı duyunca, koşa koşa gittik. Tüm gün süren bir programdı.

İstanbul’un çeşitli yerlerinden gelen 100 kız öğrenci vardı. Tüm katılımcılar 6.sınıf öğrencisiydi. Bir de gönüllüler vardı, 12 yaşındaki kızlarımıza yol gösteren, mentörlük yapan. Onlar da genelde üniversitede öğrenciydi. Bizim kızlar 10’arlı gruplar halinde masalara dağıldılar. Masada kimse birbirini tanımıyordu. Aynı okuldan olanları bile özellikle ayrı masalara koymuşlardı.

Masaların her birine ise ünlü bilim kadınlarının isimleri verilmişti:

Marie Curie, Sabiha Gökçen, Canan Dağdeviren gibi. Gönül isterdi ki tüm masalarda Türk bilim kadınlarının adı olsun. İnşallah çocuklarımızın çocuklarına.

Tüm programı izleyemedim. Ama izlediklerimden izlenimleri sizinle paylaşmak isterim.

Program lideri sorularla başladı güne. Soru şuydu:

“Sizce ileride hangi meslekler olacak? Yalnız bu mesleklerin bugün olmaması şart.”

Gelen cevaplar çocukların hayal gücünün nerelere gidebileceğini gösteren cevaplardı.

“Düşünce doktoru” dedi cici bir kız. “İnsanların düşüncelerini iyileştiren, doğru düşünceler yerleştiren bir uzman.”

“Mutasyon geçiren kediler için kedi evi tasarlayan biri” dedi bir başkası. Muhtemelen kedi seven bir kızımız.

“DNA karıştırıcısı” dedi bir diğer küçük kız.

Tümü de 12 yaşında pırıl, pırıl kafalar.

Daha sonra tüm gruplara yapmak isteselerdi neler yapabileceklerini sordular ve önlerine yardımcı olabilecek alet-edavat konulduğunu gördük.

Ortam son derece güvenli ve eğlenceli gözüküyordu. Tüm anne ve babalar ara ara salonu terk edip, sonra geliyorlardı.

Tüm günü beraber geçiren bu kızlar, gün sonunda projelerini sundular.

Neler vardı neler projelerde…

Kızlarımız fen ve teknoloji bazında düşünmeleri istendiğinde harika şeyler başarmışlardı. ellerindekileri de efektif bir şekilde kullanmışlardı.

Güzel olan neydi biliyor musunuz?

1.Ne isterlerse yapabileceklerini düşünmüşlerdi.

2.Hayal güçlerini kullanmışlardı.

3.Fikir üretmişlerdi.

4.Ürettikleri fikirler arasından seçim yapmışlardı.

5.Daha önceden tanımadıkları kişilerle kaynaşmışlardı.

6.Takım çalışması yapmışlardı.

7.Projelerini zamanında bitirmişlerdi.

8.Ve çok eğlenmişlerdi.

9.Ayrıca STEM projesi çalışma ve üretme üzerine kurgulanmıştı. Yarışma, rekabet vs. yoktu.

Akşamki bir törene yetişmek için kamptan erken çıkmamız gerekmesine rağmen kızım sonuna kadar kalmak istedi. Kıramadım.

Günün sonunda yurtdışındaki iki teknoloji kampına uçak bileti çekilişi vardı. Silikon Vadisi’nde ve Pekin’deki kamplara. Bize çıkmadı. Çıkana başarılar ve iyi yolculuklar. Güzel vakit geçireceği kesin.

Çocuklarımızın doğru yönlendirildiklerinde kısacık bir sürede bile neler yaratabileceklerini görmek güzeldi.

Nobel Ödülünü almış birinin böyle bir projeye ön ayak olduğunu bilmek daha da güzeldi.

Kızımla harika bir gün geçirmiştik. Arabada dönerken heyecanla o günkü macerasının detaylarını paylaşıyordu benimle.

Devre yapmayı öğrenmişti ama yaptıkları devre çalışmamıştı. Projeleri cupcake yapan bir robottu.

“Ne güzel” dedim içimden, “bir günde bir robot yapabiliyorlarsa, daha fazla zamanda kim bilir neler yapabilirler?”

İçim umutla doldu.

“Bu kızlarda iş var.” dedim kendi kendime.

 

Bahar Anahmias, the STEM parent

Bir Kahve Molası

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: