Yaz Tatili Bitti. Yaşasın! Okullar Başlıyor!

Yaz tatili bitti. Yaşasın! Okullar başlıyor!

Artık çocukları oradan oraya götürmek yok, program yapmak yok, “Anne, ben sıkıldım” yok.

Annelerin yüzlerini görüyorum sosyal medyada; hepsi çocuklar okula döndü diye sevinçli.

Peki okul çağındaki çocuklarımıza okula başladıkları bu dönemde nasıl yardım edebiliriz?

Bu konuyla ilgili internette bulduklarımı kendi bilgilerim ve önemli bulduklarımla harmanlayıp, sizlerle paylaşmak istedim.

1. Okul hazırlığını beraber yapalım.

Bu bizim en sevdiğimiz kısım. Tatil dönüşü bir önceki seneden kalma defter, kitap, kalem, dosya vs. elden geçirilir. Kullanılabilir durumdakiler bir kenara konulur. O sene için okul tarafından tespit edilen listeyle örtüşenler tekrar kullanılır. Tüm boya kalemlerini tek tek açarım (Açmayı severim, itiraf ediyorum). Kalem kutuları, eski çantalar yıkanır, kullanılır hale getirilir. Defterler tek tek etiketlenir, kaplanır. Daha küçük yaşlardayken defterlerin içine kızlarımın dizayn ettiği çıkartmaları veya resimleri de koyardık. Her bir ders için ayrı renk seçiyoruz bugünlerde. Klasöründen, defterine o renk olmasına çalışıyoruz.

Bir de forma, ayakkabı, vs. hazırlığı var tabii. Onlar da ortaya çıkar. Küçük gelenleri arkadaşlarımızın çocuklarına ya da okula veririz. İhtiyaca uygun olarak alışverişe çıkılır. Okuldan bir gün önce de mutlaka yıkanılır, tüm bu hazırlıklar tamamlanmış bir şekilde yatağa gidilir. Ertesi gün okulda özledikleri arkadaşlarını göreceklerini düşünen kızlarım keyifle yatarlar.

İlkokula başlarken ilk günlerde ben de okula gidiyordum. O coşkuyu, heyecanı hissetmek için. Açıkçası bu sene servise binip, abla-kardeş beraber gittiler. Çünkü geçen sene okul kapısında indiler ve “Biz gidiyoruz anne” dediler ve gittiler. Bizimkilerin okulunda ortaokul ve lise kısmına velileri de almıyorlar zaten.

2. Her gün baş başa zaman geçirmeye çalışalım.

Evet okul başladı, bizim de işlerimiz var.

Ama hep söylüyorum ve hep de söyleyeceğim: İsterse 5 çocuğunuz olsun, isterse 1, her biri ile ayrı ayrı zaman geçirmelisiniz. Birebir, sohbet ederek, ya da ne yapmayı seviyorsanız onu yaparak.

aile

  • İsterseniz yatmadan önceki 20 dakikayı onlara ayırın. Yatmayı daha da geciktirmek için o sohbetlerde neler neler konuşacaksınız, ne haberler duyacaksınız, siz bile inanamayacaksınız.
  • İsterseniz arabadaki zamanı kaliteli sohbet zamanına dönüştürün.
  • Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımız. Sevdiğimiz diziye 180 dakika ayırabiliyorsak, onlara 20 dakikayı haydi haydi ayırırız.

3. “Oku oku” diyeceğimize, onlara okumada ve yazmada örnek olalım.

Hep ağzımızdadır: “Biraz kitap okusana kızım/oğlum, elindekini bırak” (ipad, playstation vs.).

Peki biz ne yapıyoruz, hiç düşündünüz mü? Elimizde sürekli telefonumuz, ya gelen mesajlara bakıyor, ya aldığımız like ları inceliyor, ya da candy crush oynuyoruz.

Böyle mi örnek olacağız çocuklara?

“Söyleme, göster” derler biliyorsunuz.

  • Onlara örnek olmak için kitap okuyalım, kitapçılarda beraber kitap seçelim.
  • İfadenin önemini onlarla paylaşalım. Televizyonda ya da çevremizde ifadesi güzel insanları onlara örnek gösterelim.
  • Kendini güzel ifade etmenin en önemli yönteminin bol bol kitap okumaktan ve yazmaktan geçtiğini söyleyelim.
  • Beraber yazı yazalım.
  • Hikayeler uyduralım.
  • Günlük yazmaya başlayalım. Bunları yapmak için illaki kalem, kağıt gerekmez, o çok sevdikleri ipadleri kullanabilirler.

Çocuklara yazmayı nasıl sevdireceğimize dair ipuçları için tık tık.

4. Yatma zamanına beraberce karar verelim.

Açıkçası bu konu benim annelik hayatımda en başarısız olduğum konu. Büyük kızım saat 12:00’den önce yatmaz, küçüğü de 10:00. Evet büyük 16, küçük de 11 yaşında. Ama sabah saat 6:30’da servis için uyanmak zorundalar.

Ben ve eşim yatma saatlerinin onlara yeterli uykuyu sağlayamadığını düşünüyoruz. Onlar da büyüdüklerini ispatlamak için geç yatmak istiyorlar. Artı üstlendikleri dersler, projeler, spor, yemek, banyo, biraz da aile zamanı derken, bir de bakıyoruz zaman geçmiş.

Bu sene en baştan bu konuyu konuştum ve kızlarımla anlaşma yaptım. Küçük en geç 9:30 da yatakta olmayı kabul etti. Büyükle ise 11:30 konusunda anlaştık. İstisnalar olacak biliyorum. Ama bu bile benim için bir başarı.

Yine de bu saatler onlara yetmiyor. Bu nedenle hafta sonları bırakıyorum uyusunlar.

Bu konuda fikirlere açığım… Lütfen benimle paylaşın.

5. Dersler ve notlar konusunda çok hırslı olmayalım

Henkel’de çalışırken çok sevdiğim bir müdürüm vardı. Alman lisesi mezunu, üzerine de harika bir üniversite. Bir gün oğlundan bahsetmesine şahit oldum. Oğlunun en çalışkan olması onu ilgilendirmiyordu. Ders konusunda kesinlikle hırslı değildi. Oğlu mutlu olsun, istediğini yapsın diyordu. Şaşırmıştım.

İyi okullardan mezun oldum. Notlarım da iyiydi. Hayatta hiç kimse bunları sormadı. Dost sohbetlerinde integralden ya da Yunus Emre’den hiç bahsetmedik.

İlişkilerimde akademik başarı hiç de ön planda olmadı. Ya sizin?

Özgür Bolat başarı ve mutluluk üzerine konuşmalar yapıyor. Dünyadaki en iyi üniversiteler hangileri? Harvard, MIT, Oxford. Özgür Bolat hepsine gitmiş. Nedeni neymiş biliyor musunuz? Babası. Babası onu tanıştırırken “Bunun böyle durduğuna bakmayın, Harvard mezunu” diyormuş. Belki de Özgür Bolat içten içe babası onu sevsin diye bunları başarmış. Şimdi aranızdan bazıları, “Eee, fena mı? Kızım / oğlum Oxford’a / Harvard’a  gitse?” diyecektir. Tabii ki. Kim istemez?

Ama…..

Benim demek istediğim:

  • Onları değerlendirirken adil olalım.
  • Kapasitelerini bilelim.
  • Fazla hırslı olmayalım.
  • İyi oldukları yönleri ortaya çıkarmaya çalışalım.
  • Onlar da insan, zayıf ve güçlü yönleri olacaktır. Saygı duyalım.
  • Çocuklarımıza olan sevgimizi şartlara bağlamayalım.
  • Not herşey değildir.

6. Kararlarımızda tutarlı olalım

Hep söylerim, yine de söyleyeceğim; anne ve baba olarak aynı çizgide olalım. Birimiz izin verirken diğerinin bu konuda daha esnek olduğunu çocuklar hemen anlar.

  • Karar verdiysek değiştirmeyelim.
  • Örneğin, okuldan gelince beraber bir programa karar verdiyseniz, istisnalar hariç vazgeçmeyin derim ben.
  • Çok fazla şeye de “Hayır” demeyelim. Biliyoruz ki böyle olunca bir kısmı “Evet” e dönüyor.
  • Benim size tavsiyem, “Hayır” deme olasılığınız varsa, “Bunu biraz düşünmeliyim” deyin. Ya da “Sen benim yerimde olsan, ne derdin?” deyin. Topu ona atın, bakalım nasıl bir cevap verecek. Her seferinde de ona sormayın tabii, çok çabuk öğrenir olayı kendi tarafına çevirmeyi çocuklar.

7. İster Ipad, ister telefon, ister TV şu ekran zamanı için çözümler bulalım

Bu teknolojik oyuncakların hepimizin zamanını çaldığını biliyoruz. Hele hele bu aletlerde hem eğitim, hem eğlence hem de iletişim varken, çocuğumuzun hangisi ile meşgul olduğunu nereden bileceğiz? Biz bile mesajlarımıza bakalım derken birden bire kendimizi sosyal medyada bulmuyor muyuz?

Geçenlerde okuduğum bir makalede bunun için çözümler öneriyordu:

  • Her gün 1 saat teknoloji detoksu bunlardan bir tanesi. Fakat bu detoks herkesi kapsıyor. Ailedeki herkes 1 saatliğine telefon, ipad, laptop, tv ne varsa elinden bırakacak ve beraber zaman geçirilecek. Bu zamanı sohbet ederek geçirmek en güzeli bence, günü gözden geçirmek, hayatımızda olan şeyleri anlatmak.

 

  • Çocukların sosyal ilişkileri de telefondaki chatleşmelerden oluştuğu için bunu yasaklamak çok zor. Ama yine aynı yazıda bazı chat programlarının “whatsapp” gibi bilgisayardan kullanılmasının daha az kullanıma yol açtığı görülmüş. Neden olmasın? Akıllı telefonu olan çocuğumuzun illaki bir de bilgisayarı vardır. Denenebilir. Burada tabii ki yaş olarak daha büyük çocukları kastediyorum.
  • Güzel bir oyunun ya da ailece pikniğe gitmek, top oynamak, yürüyüşe gitmek gibi aktivitelerin her zaman bir ipad oyununu yendiğini ben gözlerimle gördüm. Bizim zamanımızın Monopoly’si hala işe yarıyor. Benden söylemesi. Hem çocukların matematik becerileri gelişirken, sohbet imkanı da doğuran bir oyun. Pokemon da neymiş?
  • Kitap okumanın güzelliğini onlara aşılamaya çalışalım. Bu konudaki bir yazım için tık tık.
  • Sonuncu çözümü bizim için yazıyorum. Ben arada sırada telefonumda <Ayarlar<Pil<Kullanım’ın altında hangi uygulamayı ne kadar kullandığıma bakıyorum. Bir şeye / bir oyuna çok fazla zaman ayırmışsam hemen onu siliyorum. Bağımlılıktan kurtuluyorum. Size de tavsiye ederim.

8. Geleceği düşünerek şimdiden önlem alalım:  Gelecek beklediğimizden de çabuk gelecek.

Çocuklarımız belki şu anda küçük ama inanın ki zaman çok hızlı geçiyor. Bugün koyduğumuz bazı kurallar ve aile gelenekleri çocuklarımızla ilerki yıllarda daha rahat etmemizi sağlayabilir.

  • Çocuklarımızın daha küçük bir yaşta ipad, iphone vs. aletlerini odalarına götürmelerine bir şey demiyor olabiliriz. Peki ya ergen olduklarında? O yaşlarda telefonlarını ellerinden düşürmüyorlar. Odaya girdikten sonra da iletişime devam edip, uykuya geçişte zorlanmaları olası. O zaman şimdiden odalarında uykudan önce telefonu ya da ipadi dışarı bırakmalarını kural olarak koyalım. Biz de aynısını yapalım.

öğrenci - çocuk - birkahvemolasi

  • Akşam yemeği, pazar kahvaltısı gibi rutinleri ailemize sokalım. Ben küçükken her pazar upuzun kahvaltılar yapardık ailece, sonra da Rumelihisarı’na balık yemeğe giderdik. İlkbaharda da balık yemenin yerini piknik alırdı. O günleri hiç unutmam. Yapılan araştırmalar bu tarz aile rutinleri olan çocukların büyüdüklerinde bu anılardan güç aldıklarını gösteriyor. Çocuklarımızı güçlendirmek isteriz değil mi?

 

  • Çocuklarımıza sohbet için her zaman hazır olduğumuzu göstermeliyiz. Onları yargılamadan, eleştirmeden dinlemeliyiz. En küçücük sorunlarını dert edersek, eleştirirsek, yarın başları bir belaya girdiğinde bize gelirler mi sizce? Yoksa kendi başlarına ya da arkadaşları ile mi çözmeye çalışırlar? İkinci seçenek çok tatsız bence. Bunu istemiyorsak hemen bugün onları koşulsuz, şartsız sevdiğimizi ispatlamalıyız. Karşınızdaki her sözünüzü eleştirse, yargılasa ona herşeyi anlatmazdınız.

Okul dedim ama, yazıyı genel prensiplere yaydım yine. Ne yapayım, elimde değil.

Hayat bir bütündür.

Hayat bir okuldur.

Biz hepimiz de öğrencileri….

Bahar Anahmias, the student

Not: Benim kızların okulu da bugün başladı. Tüm öğrencilere ve ailelerine harika bir eğitim yılı diliyorum.

Bahar Anahmias

Okumaya ve kitaplara aşık, öğrenmeye tutkulu, dijitale düşkün bir anne ve aşık bir eş.

%d blogcu bunu beğendi: